Acaba ders almış mıyız?
Günaydın Can-Canlarım: Hayat felsefesi olacak dizeler çıktı karşıma...içinde kendimi buldum desem??? Senelerin alışkanlıkları, hataları, lüzumsuz özveriler, ''değmezmiş'' dedirtecek kadar ağır deneyimler film şeridi gibi geçti gözümün önünden...aralarında adeta ön sıraya geçmeye çalışanların sayısını ben de şaşırdım! ''Yahu ben bu kadar mı yanıldım etrafımı dolduracak insan seçimlerinde?'' demekten de kendimi alamadım...düşte tabii! Gerçek kapıyı çalınca, zaaflara boyun eğiliyor ister istemez...bu da bu yaşa gelmişsin ama daha, öğreneceğin çok şey var demeğe eş düşüyor. Zamanım var mı acaba? Tekrardan başlamak imkansız da ucundan yakalayıp kendimi ödüllendirebilir miyim diye aklıma düşenleri kovalayamıyorum, maalesef...
Sadede gelelim; dün bir metin geçti elime, adeta kucağıma düştü, ''al sana bir sınav, bak bakalım neler kaybetmişsin, neleri yanlış seçmişsin ya da üzülerek uzaklaştırmak istediğim; değdi mi yanlış seçimle uğruna kaybettiklerine?'' demekten de geri kalmıyorum...hayat bu! Yaşadığın müddetçe öğrenmenin, yüzleşmenin, pişmanlıkların, 'keşke'lerin ardı arkası kesilmez...
*VAZGEÇTİM, iyiliklerimden, sabrımdan.. Yolumdan değil! Değmeyene zamanı, hakketmeyene sevgiyi vermekten. Anlamayana cümleler kurmaktan vazgeçtim. Aklımı başıma alıp, beni üzen her şeyden vazgeçtim...*
Günışığı adlı bir gurubun paylaşımı...Kürsüye çıkıp, and içer, yemin eder gibi bir açıklama değil mi? Acaba kaç kişi bu söze, bu yemine sadık kalabiliyor? Çok kuvvetli, inatçı, realist ve biraz da katı olanlar gibime geliyor...Yapabilecek mizaçta olsaydık eğer, çoktan, motto of life, yani hayatımızın sloganı olabilecek değer ve kudrette bir söz dizisi...tatbikatı? pek tabii de mümkün! Ancak, kabuk bağlamış olmalısın, 'keşke'lerin, 'vah-vah'ların, işleyemeyeceği bir zırh, çaresizlik ve beceriksizlikle yoğrulmuş, pişmanlıkların, savunmaların, ötesinde...
Bu yazıyı okuduktan sonra, düşünüyor insan; ''Bugünkü aklım olsaydı...dün yaptıklarımı yapmazdım. Ama dün yaptıklarımı yapmasaydım, bugünkü aklım olur muydu'' diye edilmiş sözler de var. Doğru, hem de çok doğru! Ama yanlış zamanda yanlış yerde olmak değimi aklınıza gelmiyor mu? Sahnelerin ve oyuncuların değişik mevkilere yerleştirilerek kendi yazdığımız bir skeçte mesela...
Ama, asıl marifet, kendimizle yüzleştiğimiz zaman, 'acaba ders almış mıyız?' sorusuna vereceğimiz cevap önemli...Elbette, diyoruz değil mi, sözde evet, ama tatbikatta, zafiyetimizin sınırları içinde olanlar için de geçerli mi, sorusunun cevabını boş bırakalım lütfen de yine ve yeniden ihanete uğramanın parmak hesabını yapmayalım. Ne dersiniz????









0 Yorum