Telefon
WhatsApp
ATATÜRK HAYRANI FERDİ TAYFUR...

*- İKİ YOLCU

 

Nasreddin Hoca, yolculuğu sırasında mola verip bir hana girer.

Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve her ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler.

Hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyleyerek, bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca;

‘Ben balığın sadece başını yiyeceğim’ der.

Hancı nedenini sorunca, Hoca;

‘Balık başı zekâyı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur’ der.

Bunu duyan yolcu hemen atılır ve Hoca'ya; ‘Balık başını niye sen yiyecekmişsin! Ben yemek istiyorum’ der.

Hoca itiraz etmez ve balığın koca gövdesini mideye indirip bir güzel karnını doyurur.

Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve sonra hocaya seslenir;

‘Sen koca gövdeyi yedin, karnının doyurdun, ben sadece kafayı yedim aç kaldım.’

Hoca hemen cevabı verir:

‘Bak nasıl akıllandın!’

Bakalım bazıları nasıl ve ne zaman akıllanacak?

 

*- ARAMIZDAKİ SEVİMLİLERE

Çok zarif bir yaşta olduğumuzun farkında mısınız?

Yaklaşık 60 yıl önce hayalini kurduğumuz birçok şeye şimdi sahibiz:

Artık okula gitmiyoruz, çalışmıyoruz, düzenli bir aylık harçlığımız var ve insan onuruna yakışır evlerde yaşıyoruz.

Eve zamanında dönmek zorunda değiliz.

Bazılarımızın ehliyeti ve hatta kendi arabası var.

Bizim yaşımızdaki insanlar artık hamile kalmaktan veya genç yaşta ölmekten korkmuyor, çünkü neredeyse yaşlı olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Yani hayat harika!

 

*- DENEYİM ve BİLGİ

 

Bununla birlikte: İnanılmaz derecede zekiyiz!

Beynimiz biraz yavaş çalışıyor olabilir, çünkü bilgiyle dolup taşmış durumda.

Kesinlikle aptal değiliz; sadece deneyim ve bilgi yığınlarının arasından gerekli olanları bulmak biraz daha uzun sürüyor.

Zihnimizde birikmiş o kadar çok şey var ki, bu bazen iç kulağa baskı yapıyor ve bu yüzden biraz zor işitiyoruz.

Bu durum, bilgisayar sabit diskinin dolduğu için yavaşlamasına benziyor.

 

*- HEPİMİZ UNUTABİLİRİZ

 

Beynimiz zayıflamış değil, aksine çok daha fazla bilgi biriktirdi.

İnsanlar bizim yaşımızda bir odaya girip ne yapmak istediklerini unutabiliyorlar.

Peki neden?

Ya da bir şeyi nereye koyduğumuzu hatırlayamıyoruz.

Bu bir hafıza sorunu değil!

Doğa bize en azından biraz daha hareket etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

60 yaş üstündekileri hep olumlu baktığım için bu ve benzer yazıları, görüşleri sürekli paylaşmaya çalıştığımızı sanıyorum okuyucularımın dikkatinden kaçmıyordur.

Ama şunu belirteyim:

Unutmaya çalışmanız gereken üç şeyi yazayım:

Yaş, geçmiş ve şikâyetler.

Yapılması gereken en önemli hareketler ise şunlar:

Gülümse ve bol bol kahkaha at!

Kendi temponla egzersiz yap.

Daha çok arkadaşlarınla vakit geçir (sadece akrabalar, çocuklar veya torunlarla değil, ARKADAŞLARLA).

 

*- BELİRTMİŞTİM

 

Birkaç hafta önceki yazımda belirttiğim paylaşayım:

Bunları Aynur Can hanımın da belirttiği gibi yedi ana konuya bölebiliriz.

Susamayı bekleme, sık sık su iç.

Uykun gelmesini bekleme, yeterince uyu.

Yorulmayı bekleme, dinlen. Daha sık ara ver.

Hasta olmayı bekleme, düzenli olarak doktor kontrolüne git.

İlahi mucizeler bekleme!

Güvenini asla kaybetme!

Pozitif kal ve her zaman en iyisini umut et!

Kendimden biliyorum, ‘Terzi söküğünü dikemezmiş!’

Ben de bunları Aynur Can hanımın isteği üzerine yazıyorum ama kendim bir türlü uygulayamıyorum.

Umarım dikkate değer bulur ve kesinlikle uygularsınız, sağlığınız için.

 

*-  30 DAKİKADA DİKİLİ'DEN MİDİLLİ'YE

 

İzmir Büyükşehir’in arkasından ikinci hamla Dikili’den geldi.

Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz’ün girişimleri ve İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) iş birliğiyle Dikili-Midilli seferleri 16 Mayıs 2025 Cuma günü başlıyor.

Biliyoruz:

2024 yılında binlerce Türk tatilini Yunan adalarında geçirdi.

Birinci neden?

Yunanlılar, ‘Yeşil Pasaportu’ yani memur olmayanlara, devletten maaş alanlara tanınan hakkı, bu kez ‘vize isteyen’ sıradan Türk vatandaşlarına da tanıdı.

Gümrükteki vize ile adalara gitmek ve belli bir ücret karşılığı belli bir süre tatil imkânı yaratılmış oldu.

Geleyim yeni yılın ilk tatil haberine.

 

*- VERİMLİ GÖRÜŞME

 

Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, şu ifadeleri kullandı:

‘Yoğun çabalarımız sonucunda Dikili-Midilli seferlerini 16 Mayıs 2025’te başlatıyoruz.

Yakın zamanda İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) yönetim kurulu ile birlikte Midilli Adası’nda Kuzey Ege Bölge Valisi ve Midilli Belediye Başkanı’nı ziyaret etmiştik.

Karşılıklı iş birliği konusunda verimli görüşmeler gerçekleştirdik.

Ege’nin iki yakasını birleştiren bu yeni ulaşım hizmeti,  bölge halkına hem ekonomik hem de kültürel anlamda fayda sağlayacak. Ege’nin iki yakası için de hayırlı olsun.’

Bu arada ben de şunu söyleyeyim:

Genelde gerek Ayvalık, gerekse Dikili’den deniz taşımacılığı Yunanlı şirketlerin elinde idi.

 

*- SOSYAL YARDIM ALANLAR OKUMASIN

 

İzmir’de özellikle emekliler burunlarından soluyor. Çünkü Kafede çay içmek artık lüks oldu, bardağı 50 liraya yükseldi.

Çay ocaklarında bir çay fiyatı ise 15 TL olarak belirlendi.

Özellikle dar gelirlerinin ilk sırada gelen sosyalleşme aracı olan çay keyfi böylece artık kafede lüks hale geldi.

İzmir Kahveciler Esnaf Odası 2025 yılı fiyat listesini belirledi.. Karton bardakta double çay fiyatı ise 60 TL olarak belirlendi.

Yiyecek ağırlıklı kafelerde diğer kalemler ise şöyle:

Bir bardak ıhlamur: 40 TL., Adaçayı- Oralet: 40 TL, Sahlep: 60 TL

İzmir Kahveciler Odası'nın belirlediği çay ocaklarındaki fiyatlar ise şöyle,

Çay: 15 TL, Double büyük bardak çay: 25 TL, Kahve: 40 TL, Ihlamur:15 TL , Sahlep: 30 TL, Nescafe: 30 TL

Emekliler ve geliri belli olanlar için bu fiyat tarifesi ‘cep yakan’ cinsinden.

Ama bunu bir de bazı şehirlerin örneğin İstanbul ile karşılarsanız ‘Devede kulak’ cinsinden olduğu görülüyor.

Özetle kahvede iş bekleyenlerin halini düşünün, bir de kendinizi bunların yerine koyun, ya da işsiz çocuklarınızın arkadaşları ile buluşmasını…

Böylece fiyatların önemini daha net şekilde düşünebiliriz, herhalde.

Derinlemesine analiz edilecek önemli bir konu herhalde…

Sosyal yardım alan binlerce insanımız ise evlerinden çıkmasınlar…

 

*- HAYAT NEDEN HARİKA?

 

60 yaşlılar ve üstündekiler için bir şeyler yazmıştım.

‘Bizim, sizin için hayat harika!’ demiştim.

Aslında Hürol Dağdelen, ‘Bunun gerçek nedenini!’ Ferdi Tayfur yazısı ile ele almış

‘Ferdi Tayfur akan kanı durduran bir sanatçıydı’ diyerek, birçok kalemin önüne geçmiş oluyor!

Nasıl olduğunu nakledeyim:

‘1970’li yıllar Türkiye için çok zor bir dönemeçti.

Hele gençlik… Fikir tartışmalarının kan gölüne dönüştüğü bir ortamda, kardeş kavgasının ülkeyi ikiye böldüğü, sokağa çıkmanın ölüm riski taşıdığı bu süreçte çıkış yolu bir türlü bulunamadı.

Hele devrimci lider Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının infazı, olayları daha da tırmandırmaya yetti.

Toplumsal kutuplaşmanın bu kadar yoğun olduğu bir dönem hatırlamıyorum.

Birilerinin ülkemizin değerlerini, Atatürk sevgisini yok etmek, Milli duyguları ele geçirmek adına ortaya koydukları oyun, gelişmekte olan Türkiye’yi geriletti.

Yaşayanlar bilir, 60’lı yılların çocukları gençliğini yaşayamadı.

Belki, bu günlere oranla, hiç olmazsa ‘toplumsal mücadele’ inancı, değer katmıştı genç beyinlere ama hayata tutunuş hep bir ‘keşke’lerde takılı kaldı.

Bu zor süreçte gençliğin tek kaçış yolu müzikti.

 

*- ÖNE ÇIKANLAR

 

Üniversite gençliğinin başlattığı siyasi olaylar sürecinde, Barış Manço ve Cem Karaca, milliyetçi ve devrimci bakış açılarını yansıttığı şarkılarıyla ön plana çıktı.

Her iki sanatçı da gençliğin sesi oldu

Arap müziği ezgilerini Türk müziğiyle kaynaştıran ve adını ‘arabesk’ koyan Orhan Gencebay da orta yolu bulmaya çalışan tarzıyla dikkat çekici bir yükseliş sağladı.

Müslüm Gürses de ‘isyankâr’ şarkılarıyla adını duyurdu.

Kendi dinleyicilerini yarattılar.

Ancak asıl patlamayı Ferdi Tayfur yaptı.

Adana’dan kopup gelen bu karayağız delikanlı, 1976 yılında ‘Çeşme’ adlı şarkısıyla, bir anda müzikteki bütün tabuları yıktı, gönüllere girdi.

Ardından çıkardığı ‘Merak Etme Sen’ ise, ölümüne fikir tartışmasına giren gençleri, sükunete davet eden sözleriyle dinginlik yarattı.

Ferdi Tayfur kısa sürede, ‘dertlerin sesi’ olmuş, şarkıları, filmleri, aşklarıyla toplumsal bir figür haline gelmişti.

‘Bana Sor’ şarkısı ise bu çıkışın felsefesiydi.

 

*- SIKI ATATÜRKÇÜ İDİ

 

Ferdi Tayfur sanat hayatı boyunca fikirlerini hiç saklamadı, birileri gibi ikili oynamak yerine, siyasi kimliğini net ortaya koydu.

Sıkı bir Atatürkçü’ydü.

Bunu hiç saklamadı, net konuştu.

Sadece müzik ve sinema değil, roman da yazdı.

Paraşütteki Çocuk romanı, siyasi görüşlerinin bir yansıması oldu.

 

2017 yılında Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda siyasi fikirlerini ve Atatürk’ü anlattığı satırlar, onun derin siyasi kimliğini, farklı bir bakışla Milli mücadeleyi ortaya koyar nitelikte...

 

*- ‘CUMHURİYETİN İNSANLARIYIZ’

 

İşte o röportajdan, Ferdi Tayfur’dan satır başları:

‘Siyaset başka bir olay.

Ben hukuka inanırım, adalete, paylaşmaya, özgürlüğe, ifade özgürlüğüne inanırım.

Bunlar bir ülkenin en büyük dokunulmazlarıdır.

İnşallah bunlar bir katakulliye gelmez.

Çünkü hukuk olmayan memleket, memleket değildir. Dağ başıdır orası. Biz bu topraklarda yaşıyoruz.

Bu cumhuriyetin insanlarıyız.’

 

*- ATATÜRK’SÜZ OLMAZ!

 

 ‘Atatürk Başbakan olabilirsin, bakan olabilirsin, reisicumhur bile olabilirsin ama sanatçı olamazsın’ diyor.

Askerde, Ankara’da bando bölüğündeydim ben.

Atatürk’ün bu lafı yazıyordu duvarda.

Gider gelir o lafı okurdum.

Çok sözü var ama sanatçı olarak en etkilendiğim sözü budur.

Teşvik ediyor insanı.

Atatürk’süz olmaz.

Bunu bilen biliyor.

Bu kabullenmeyenler, rengini belli etmek için kullanıyor.

‘Bu bizdendir’ deniyor.

Niye?

Atatürk’e sövdüğü için. Bunlar geçici şeyler.’

 

*- ‘SEN UNUTURSUN, DÜNYA UNUTMAZ!’

 

‘Mecburen geçecek.

Türkiye’yi kurtarmış. Darmadağın olmuş bir ülke...

Giren çıkan Fransızlar, İtalyanlar, İngilizler, Yunanlılar...

Parçalanıp gidiyoruz, bugünkü Irak gibi.

Bir adam çıkıyor, ‘Arkadaşlar ya istiklal ya ölüm’ diyor.

Yani ya öleceğiz ya da bu ülkeyi kurtaracağız.’

‘Yani Atatürk öyle bir intiba bırakmış ki sen unutursun ama dünya unutmaz.

Düşünebiliyor musun?

 Mao, kültür devrimini yapmış adam...

‘Ben Çin’in Atatürk’üyüm’ diyor.

Sen unutabilirsin ama dünya unutmaz, kınar hem de. ‘Vay be’ derler, ‘Bir adamı sığdıramadılar...’

Bir adamın heykelini bile sığdıramadılar’ derler.”

 

*- ‘ATATÜRK’E İNANIYORUM’

 

“-O bir şey istemiyor ki. İdeallerini yazmış, çizmiş, Nutuk’lar bırakmış. ‘Yaparsanız böyle olur, yapmazsanız siz bilirsiniz”’ demiş, gitmiş adam. Allah rahmet eylesin.

Kim, ne derse desin. Ben Atatürk’ün kötü bir şey yaptığına inanmıyorum. Bırakmış olduğu cumhuriyete inanıyorum.”

2010 yılından bu yana kendi köşesine çekilmişti Ferdi Tayfur…

Yılların getirdiği sağlık sorunlarıyla boğuştu.

Hatta son hastaneye yatışında, ‘İyiyim, merak etmeyin”’demişti hayranlarına…

Kurtulamadı.

Bir büyük sanatçıya, bir dönem şarkılarıyla akan kanı durduran, kardeşliğe çağıran bir fikir adamına veda ettik.

Artık şarkılarıyla, bıraktığı eserlerle yüreklerde yaşayacak Ferdi Tayfur…

Bugün, yarın, daima.”

 

*-

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği