''BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ!''
Günaydın Can-Canlarım;
Neymiş? Hep bir ağızdan haykıralım: ''BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ!'' Bu sabah, yüreğim ağzımda sesim avazlarda, medarı iftiharımız, Türk kızlarımızın, Olimpiyat, Voleybol maçını seyrederken, Allah biliyor ya, hep içimden geçirdim, Fatih Terim'in sözlerini, Galatasaray antrenörü iken...çok büyük söz, tutabilirsen, mutluluk gani, ama bitiremezsen de moral yerlerde....Paris Olimpiyatlarında ilk mücadelemiz, Hollanda ileydi. Aaa, Hollanda takımı, bıraktığımız takım değil!! Adeta canavar kesilmişler...Bütün Türk seyircilerin moralleri yerlerdeyken, bir silkelendik, Hollanda'yı dize getirdik, ama biz seyredenler de öldük öldük dirildik...Çok etkileniyor insan!! Yıllardır özlemini çektiğimiz başarılar peyderpey dönüyorlar gibi...Bir de ahvali umumimiz için bu sözleri söyleyebilsek...
İnsan yaşlandıkça, daha duygusal, daha korumacı oluyor, gerek ailesini, gerek milletine en önemlisi de vatanına! Üzerine düşen gölgelerden, üstüne çöken sonradan görmelerden, dini kalkan edip, yemediği haltı bırakmayanlardan, ahlaksızlardan, hırsızlardan, dolandırıcılardan bıktık usandık...ama gel gör ki, bizi budurumlara sürükleyerek taşıyanlar hala, utanmadan helallik isteyebiliyor, İstiklal marşını kalkan edip sözlerinin finalini yapıyor, memleket sevdası o kadar güçlü ki, gömülmek istediği yeri bile dile getirebiliyor...Hoş, o kadar geri zekalı, kör cahil ve ahlaksızların nabzına verdiği şerbet ile gömülmek istediği yeri türbe haline veya ikinci bir anıt kabir haline getirmek isteyenler illaki de çıkacaktır...memleketi bu kadar felakete, yok olma raddesine getirenler için söyleyecek bir tek sözüm var; Allah bu bigünah millete çektirdiklerinizin hesabını vermeden, kimseye, emri hak, tanımasın...anlayan anladı, fazla açmaya gerek yok parantezi...
İnsan olgunlaştıkça, görmüş geçirmişliği arttıkça, evvelce yapılan hatalar, insafsızlıklar, kıskançlığın beslediği nefretin boyutlarını ölçebiliyor, doymuş hırslar, tutkular yavaş yavaş yerlerini akıl yoluyla yerli yerine koyma yetisi veriyor insana...bazılarını da yok sayacak kadar umursamıyoruz, zira boş, tıntın ötecek kadar bomboş olduklarını, ama ondan daha boşların, menfaatperestlerin, katakullicilerin ağına düştükten sonra toparlanamayanları, uzaktan acıyla seyretmek koyuyor insana. Ha, yalnız kendileri çekseler yaptıkları hataların vebalini, amenna! Ama kurunun yanında yaşın da yanmasıyla, çıkan is, gölgeliyor, lekeliyor, karalıyor insanı...sadece uyandıklarında kendileri yok olsalar, belki temizlendi ortalık diye kına yakabiliriz, ama yavaş yavaş, içten yanış, sönmeyen bir alev topu gibi elden ele, mevzudan mevzuya kayıyor...sirayetini önleyebilmek, söndürebilmek ne mümkün...
Hani karalar bağlamadım bugün, içinizden geçirdiğiniz gibi...ama bu sabah seyrettiğim kız milli takımındaki oyuncuların azmine, direnişine, savaşına gıpta ile baktım, içim burkularak, ve dedim ki, onca büyük ve güçlü insanları besleyen Türkiye, açılan yaraları sarmakta bu kadar aciz, bu kadar adam sendeci mi olmalı, yoksa, top yekun ayağa mı kalkmalı???.....Bir düşünün bakalım....









0 Yorum