Telefon
WhatsApp
BU İBLİSLER YOK EDİLMELİ

Her suçlu gibi ‘Masumum ilgim yok!’ diyebiliyorlar, hatta ‘mahkeme’ silahını bile kullanmaktan çekiniyorlar.

Lütfiye Kader hanım, Fatih Eryılmaz’ın haberini paylaşmış…

Ekte video da var.

Başlık şöyle:

“Epstein iblisi ve Türkiye ilişkisi izi…”

ABD Senato Finans Komitesi’nin JPMorgan Chase’e gönderdiği resmi raporda çok ilginç bir detay var: 

Epstein’ın hesaplarından Rusya bankaları (Sberbank, Alfa Bank) üzerinden yaklaşık 200 milyon dolarlık işlem yapılmış.

Bu transferlerde “kadın ve kız isimleri” geçiyor ve ülkeler arasında Rusya, Türkmenistan, Belarus ve Türkiye listeleniyor!

Epstein mağduru Jane Doe’nun  ifadesinde;

“Epstein, Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Asya ve birçok ülkeden İngilizce bilmeyen reşit olmayan kızları özel jetiyle taşıdı.

İngilizce bilmeyenleri tercih ediyordu çünkü daha savunmasızdılar ve suçlarını ihbar edemiyorlardı.” diyor.

Bu kızlar Avrupa, Karayipler, Afrika ve ABD’deki malikânelerde yıllarca sistematik istismara maruz kalmış.

Maalesef aşağıdaki videonun 43. saniyesinde bir kız çocuğunun Türkçe “anneciğim’ diye çığlık attığını duyuyoruz.

İfadeler, raporlar ve görüntü birleştiğinde bu namussuz, adi çarkın ülkemize de sirayet ettiği görülüyor.

Yetkililer acilen özel bir ekip oluşturmalı ve bu iblis çarkın parçası olan kim varsa cehenneme gönderilmesini sağlamalıdır.”

Değerli okuyucularım, bir Türk çocuğunun, az önce belirttiğim gibi ‘Anneciğim…’ diye çaresizce seslenip yardım istemesi benim o kadar çok fenalaşmama neden olduğumu söyleyecek, anlatacak sözcük

bulamıyorum….

Allah bunların tamamının cezasını versin…

Bunları koruyanların da…

 

*- AŞKIN EN GÜÇLÜ SİMGESİ

Mustafa Foçalı her zaman olduğu gibi yine kalemi eline almış…

“İnsanlığın hafızasında KALP, aşkın en güçlü simgesi ve duygularımızın merkezi olarak kabul edilir.

Kalp atışını elektriksel yoğunluğu beynin elektriksel yoğunluğundan 60 kat fazla olduğu ispatlanmıştır.

Bu yüzden kalbimizle beynimiz ile yazdığınızda çok daha büyük bir enerji alanı yayarız ve bu elektromanyetik dalgalar sadece bedenimizle sınırlı değildir; tüm çevremize ulaşır ve etrafımız saran herşeyle etkileşime girer.

Kalbimiz, tüm inançlarımızı ve hislerimizi elektromanyetik dalgalarla titreşimlere dönüştüren bir araç gibi çalışır.

Bunu anladığımızda neden bazı isteklerimize kolayca ulaşabiliyorken, bütün çabamıza, titiz imgelemelerimize rağmen bazı isteklerimizi neden gerçekleştiremediğimizi anlayabiliriz.

İsteklerimizi sadece imgelersek, olumlamaları tekrar edersek sadece beynimiz dalgalar yayarken, Kalbimiz ise 5000 kat güçlü bir şekilde dünyaya gerçek inançlarımızı, şüphelerimizi, korkularımızı yayacaktır

Eğer inançlarımızı düzenler ve bunları kalbin gücü ile güçlendirirsek yayılan enerji kıyaslanamayacak şekilde büyük olacaktır.

Sadece tüm kalbimizle inandığımız şeyler hayatımızda gerçekleşebilir. Bu en başta kendinize dair neye inandığınız la ilgilidir.”

 

*- İHTİYACIN DIŞINA ÇIKMIYALIM

Dünyada her yıl 80 milyar giysi üretiliyor ve büyük bir kısmı kısa sürede çöpe gidiyor.

Bu da her yıl dünyada 92 milyon ton, Türkiye’de ise 1 milyon 155 bin ton tekstil atığı oluşmasına neden oluyor.

Oysa yalnızca bir pamuklu tişört için 2.500 litre, bir kot pantolon için 10.850 litre su harcanıyor.

-İhtiyaç olmayan ürünleri almamak,

-Eldeki giysileri kullanmak,

-Eskimiş kıyafetleri tamir etmek ya da yeniden değerlendirmek bu etkinin azaltılmasını sağlar.

-Kullanılmayan ama sağlam giysiler ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı,

-Kullanılamayacak durumda olanlar ise tekstil atıklarını değerlendiren kurumlara verilmelidir.

2026 yılında Tekstil tercihlerimizi gözden geçirerek doğaya ve giydiklerimize sahip çıkalım.

Nedense bu konu hep gözden uzak tutuluyor.

 

*- HAYAL BİLE KURAMIYORUZ

Levent Eskiçeri’den aldım;

“Avrupalı 30 m2 dairede yaşar, bütün dünyayı gezer, vizyonu genişler...

Bizim evlerimiz maşallah yayla gibi, çoğumuz değil dünyayı, kendi ülkemizi bile gezmemişiz görmemişiz.

En büyük hayalimiz mobilyalarımızı yenilemek, arabamızda cep telefonumuzda bir üst modele geçmek.

Sizin hiç her şeyini satıp savıp dünyayı gezmeye çıkan bir yakınınız oldu mu?

Benim olmadı.

Yılbaşı çekilişleri öncesi "büyük ikramiye" ile ilgili sokak röportajlarını bir izleyin lütfen, insanlarımızın hayallerini dinleyin

"Daha büyük bir ev, son model araba, onu alırım, bunu alırım v.s.

Bir tek kişi de çıkıp, parayı kapıp dünyayı gezerim demez.

Daha hayal kurmayı bile bilmiyoruz biz.

Kendi yarattığımız konforlu hapishanelerde yaşamak, son model arabaya binmek, yeni mobilyalar almak bizim hayalimiz bu.

Çünkü hayatları boyunca ev araba taksiti ödeyen, hiç çılgınlık yapmamış, hayal kurmaya kalksak "başımıza icat çıkarma" diyen ebeveynlerle büyümüşüz biz...”

 

*- ÇOCUKLARIMIZI KORUYALIM

Dr. Dilber Bektaşlar yazıyor:

“Pasif içicilik, çocuğun kendi sigara içmese bile sigara dumanına maruz kalması anlamına gelir.

Bu maruziyet, çocukların gelişmekte olan akciğerleri ve bağışıklık sistemleri için yetişkinlerden çok daha zararlıdır.

Çünkü çocuklar daha hızlı nefes alır, daha küçük hava yollarına sahiptir ve toksik maddelere karşı daha hassastır.

Pasif sigara içiciliğinin çocuklarda oluşturabileceği etkiler:

• Bronşit ve zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarında artış

• Astım ataklarının sıklaşması

• Orta kulak enfeksiyonları (otit)

• Alerjik hastalıklara yatkınlık

• Diş çürüklerinde artış (tükürük yapısını etkiler)

• Koku hassasiyeti ve iştah etkilenmesi

• Okul başarısında düşme (sık hastalanma nedeniyle)

• Akciğer gelişiminde yavaşlama

Pasif içicilik sadece aynı ortamda sigara içmek değildir;

• Kıyafetteki duman,

• Evde biriken üçüncül sigara kalıntıları,

• Arabada içilen sigaranın kokusu bile çocukları etkileyebilir.

Çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmesi, fark edilmeden çok ciddi bir sağlık yükü oluşturabilir.

Çocuğu korumanın en etkili yolu, dumansız ev ve dumansız araba ilkesidir.

 

*- KİMİN KAZANDIĞI

Jale Büyükdemir’i tanımıyorum.

Ama gazetelerden, medyadan adını biliyorum.

Geçenlerde teklif etti ve ‘arkadaşlık’ teklif etti.

Beş bine yakın insanlar gibi ‘kabul’ edince öğrenmiş oldum, Kahveciler Odasında yönetim kurulu başkanlığına aday olduğunu.

Yıllanmış, önceki başkanı da, ondan öncekini de tanıyorum.

Selamımız var.

Jale Büyükdemir ‘kamuoyuna kısa bir not’ diye şunları paylaşmış:

“Seçimler demokratik bir haktır; kimin kazandığı da önemlidir.

 

*- AÇIK GÖSTERGE

11 Ocak 2026’da sandık bu konuda 160 oy farkla net konuşmuştur.

Bu gerçeğin, seçim kaybetmiş olmanın hüznüyle inkâr edilmesi anlaşılır; kabul edilebilir değildir.

Seçim sonucunu tanımamak, rakibe değil; sandıkta iradesini beyan eden esnafa saygısızlıktır.

İrade yok sayılacaksa, sandığa da gerek kalmaz.

Kişi kendini atar, koltuğu da ömür boyu tutar. Esnafımız bu zihniyeti gayet iyi tanır.

Kanunlar açıktır: Oda başkanlığı için “şu kadar yıl çıraklık” şartı yoktur.

Yıllarca başkanlık yapmış birinin bugün seçimleri gereksiz görmesi, neden değişim istendiğinin en açık göstergesidir.

 

*- KAYYIM İDDİASI

 Asıl komik olan şudur:

25 yıl başkanlık yapmış birinin, yedek yönetim kurulunda bir kişinin eksik yazılması gibi düzeltilebilir şekli bir ayrıntıya tutunarak yeniden koltuğa dönme hevesi, başlı başına bir komedidir.

Ne var ki bu komedi, ağlanacak hâline gülmemizi sağlamıştır.

Hukuk konuşacaksa net konuşalım:

Eski başkanın görev süresi 11 Ocak 2026’da sona ermiştir. Kayyım iddiası iddiadır; atamayı yapacak merci, kimsenin çalışanı değil, üstüdür. Yönetimler boşluk kaldırmaz.

İftira ve dedikodu meselesine gelince…

Bu konuda hukuk yoluna giden ben oldum. “Çamur at, izi kalsın” devri bitmiştir; iddiası olan ispatını yapar.

Son not:

İzmir Kahveciler Odası kimsenin tapulu malı değildir. Mahkeme kadıya mülk olmaz.

Beklenen tek şey; esnafın oyunu kullanacağı seçim yer ve tarihinin açıklanmasıdır. Bu da yapılacak son görevdir.

Değerli esnaf kardeşlerimize saygıyla duyurulur.

Jale Büyükdemir…”

 

 

*- TALEP GELDİ

Haberin öznesi Manisa’nın Demirci ilçesi…

Ama haberi Foça’dan öğreniyorum, İzmir’in özellikle Fransız ve Almanlar tarafından tercih edilen turistik ilçesinden…

Servet Öge de benim gibi Adil Aka’nın haberine önem vermiş.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptırdığı, Japonya’daki Tokyo Camii’nin halıları Manisa Demirci’den…

Adil Aka’nın haberi şöyle: 

“Japonya’nın başkenti Tokyo’da 1938’de inşa edilen Tokyo Camii için, halı dokumacılığında önemli yere sahip olan Manisa’nın Demirci ilçesinde Osmanlı Rumi motifleriyle yeni halı dokundu.

Demirci ilçesinde bulunan Özkul Halı Fabrikası 26 yıl önce döşediği Tokyo Camii’nden gelen talep üzerine halılarını yenilemek için 1,5 yıl önce başladığı çalışmalarını tamamladı.

 

*- TOKYO’YA ULAŞTI

“El emeği ve geleneksel dokuma teknikleriyle hazırlanan 800 metrekarelik halı, Tokyo Camii’ne ulaştırıldı.

Halılar, ramazan ayına yetiştirilmek üzere camiye döşenmeye başlandığı belirten Özkul Halı Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Özkul, 26 yıl önceki halının benzerini hazırladıklarını, Osmanlı dönemine ait Rumi deseni kullanıldığını anlattı.

Renkte ördekbaşı yeşili ve ayak basma alanlarında bordo renklerinin tercih edildiğini ifade eden Özkul, halı yününün boyamasında reaktif boyama tekniğini kullandıklarını söyledi.

 

*- ALEV ALMAZ ve YANMAZ

Özkul, ilçede dokunan halıların kalite açısından kendini kanıtladığını kaydederek, “Üretimlerimiz yüzde 100 yün ve tamamen doğal malzemelerle yapılıyor.

Tokyo Camisi’nde kullanılan halının metrekare ağırlığında 4,5 kilogram yün kullanıldı.

Yeni Zelanda yünü karışımlı bu halılar, gramaj olarak en uygun olduğu için yıllardır tercih ediliyor.

Tokyo Camiinin halıları arkadaşlarımızca itinayla döşendi” dedi.

Demirci’de dokunan halıların Ayasofya, Selimiye, Eyüp Sultan ve Süleymaniye camileri gibi tarihi ibadethanelere de döşendiğini aktaran Özkul, şöyle devam etti:

“Kullanılan özel yün ve dokuma sistemi sayesinde cami ve otel halılarımız alev almaz ve yanmaz özelliktedir. Ayrıca yünün harmanlanması ve dokumada uyguladığımız özel yöntemle güve yemez özelliğe sahip olan halılarımız, uzun yıllar camilerimizi ve otelleri süslemektedir.” dedi.

114 yıllık kurumsal bir müessese olduklarını hatırlatan Özkul,” fabrikada 4. kuşak olarak devam ediyoruz. 10 bin metre kare üzerinden kurulu fabrikamızda 75 kişi çalışıyor. El emeği ve geleneksel dokuma teknikleriyle hazırlanan halılarımızı 60 ülkeye ihraç ediyoruz” dedi.

 

*---

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği