Telefon
WhatsApp
Büyük Kahverengi Yarasa

Bunca kalabalık, yığın içinde yaşarken görüyoruz ki anlatılan, yazılan pek çok konu ya anlaşılmamış ya da anlamazdan gelmek kimilerinin işine gelir olmuş. Öyle ki önce ağız dolusu edilen laflar sonrasında sırf fazla tepki çektiğinden “yanlış anlaşıldım” demek, fırtınada sığınılan liman olarak görülebilmiş.

 

Madem en öncelikli şeylerin çiğnenmesinden kuralların hiçe sayılmasına gerekçe olarak güya onları anlamamak öne sürülebiliyor o halde anlaşılmayan bir şey kalmamasının yolu yok mu? Ya da “laftan anlamayan neyden anlar” sorgulamasında mı bulunsak? Anladıkları şey ne? Ceza! Cezalar en unutulmaz dersler çoğu kez. Bahsettiğimiz, trafik ihlallerini yakalayan radarlar gibi her ortamdaki ihlallerden huzur kaçıran üst kat komşuların çirkin gürültüsüne kadar yakalayıp, ölçecek uygulamalar sonucu gelecek cezalar tek!

 

Bir kere kesilince ikinci kez o hatayı yinelemeyecek cezalar pek bir öğretici olabiliyor, malum. “Caydırıcı ceza” denilen bir şey var zira. Gerektiğinde ceza kesmek, kural, yasa, hak, saygı tanımazlığın ödenmesi gereken bir bedeli olduğunu anlatmada en kestirme yol.

 

Giderek tıkış tıkış bir hal alan kentlerde her konuda ceza, olmazsa olmaz haline gelmeye başladı. Cezasız kalmayı ödül sayanlar yüzünden ne çevre rahat bulur ne de gürültü patırtısı yetmezmiş gibi aklına eseni yapmaya kalkanlarca apartman hayatı çekilir olur. Ne de bozguncu olan ile olmayanın farkı kalır. Çünkü “madem eğri ile doğrunun farkı kalmamış o halde her şeye uyan neden ben olayım? Herkes uymazken! Her kural çiğnenirken?”  ikirciğine düşürebilir.

 

Ceza demişken… Hiç düşkün olmadığımdan adını bile internetten öğrendiğim bir müzik türüne dâhil,  magazin haberlerini takip etmediğimden bugün hala var mı o grup yoksa dağıldılar mı bilemediğim bir grubun parçasını tesadüfen duymuştum. Yoldan geçen, camı açık bir arabanın sonuna kadar bağıran radyosundan geliyordu. Kulağıma çalınan sözler pek yalın idi. Bir o kadar da vurucu; “fark var. Seninle aramızda fark var.”  Evet, aradaki farkların tüm keskinliği ile belirginleştiği şimdilerde, olumsuz yönde farkı açtıkça açanlar ile bir arada yaşamak var! Ne eziyet!

 

Nelerde fark yok ki artık çoğumuz arasında? Doktorlar arasında fark yenilir yutulur değildir eğer fakülteye girişinden mezuniyete kadarki öyküsü olması gerektiğince altı yıllık değilse… Diplomalar arasında fark var, sahte ve gerçek diye… İnsanlar farklı farklı, doğrudan şaşmayanlar ile kendi doğrusundan şaşmayanlar olarak. Müteahhide verdiği gecekondusunun yerine aldığı daireleri satıp, gözünde büyüttüğü mahallerden anca bir ev alıp, sonra da ortalığı gürültüye, kargaşaya, olmayacak tutumlara boğanlar ile bugün onun pek küçümser gözüktüğü kenar mahallede kalmışlar arasında kendini bilmezlik farkı var. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar ile “Dünya handır, gelir geçer” farkındalığına erişmişler arasında öyle bir fark var ki! Tıpkı tarlaların istenmeyen kımıl zararlısı ile çiftçilere yardımcı uğur böceği arasındaki fark gibi iyicilin işe kötücül arasında Cennet ve cehennem kadar fark var.

 

Ne doğrudur, ne doğrudan saptırır anlaşılsın diye çırpınırken boğazlarına, zamanlarına acımayanlar ile doğrudan yana ne varsa onlara acımayanlar arasında dağlar kadar fark var. Hem de Everest Dağı kadar. Çukur kadar. Hem de Mariana Çukuru kadar.  Giden Gelmez Dağları’nda düşülen oyukların erişilmezliği kadar fark var.  Bu fark öyle birkaç önemsiz konuda da değil üstelik.

 

Madem  “uzun söz aptala anlatılırmış”,  sonda söylenecek başta söylensin o zaman. Fark var; uygar insan ile uygar olmayan arasında fark var sözün özü, kısası.  Bu fark bazen gürültücüye taban, gürültü mağduruna tavan olmuş ince beton bir çizgi halindedir.  Metroda, otobüste, market kuyruğunda, trafikte, apartmanda, üst katta, her yerde oturuşuna kadar rahatsızlık verenler ile rahatsızlık vermemek için didinenler arasında elbet büyük fark var. Uygarlık ve ilkellik arasındaki o kapanmaz fark! Uyanık geçinmek ile gerçek anlamda uyanık olmak arasında ne büyük fark vardır mesela. Nerede ise hiç uyumayan canlılar olarak bilinen büyük kahverengi yarasaların uyanıklığı ile işini bilen uyanıklar arasında kıyas götürmez bir fark var. Bilenle bilmeyen arasındaki en kapanmaz fark var bir de!

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği