''DOSTLUK''
Günaydın Can-Canlarım: ''DOSTLUK'' temasını o kadar çok işlemişimdir ki, na zaman diye sorsanız cevap veremem, zira benim için her an açılmaya hazır bir mücevher kutusu. Evvelden de söylediğim gibi, belki bir kardeş arayışıyla etrafımdaki uyumlulara sarılmış, o olguyu onlarda aramış olabilirim de...ancak başarılı da oldum sayılır. Ben bu konuda kendimi dünyanın en şanslı insanlardan biri olarak görüyorum.
Dost'un yaşı, cinsiyeti, milliyeti sorulmaz ya, benim de etrafımda her yaştan 'Dost' olarak tanımlayabileceğim, ekmeğimi paylaştığım, dertlerime ortak ettiğim, sevinçlerimizi beraber kutladığımız, sırlarımı bilen daha az da olsa, 'Can'lar var. Sevgi paylaşırız, aile sorunlarına ışık tutmaya çalışırız, sıkıntıları çözüm bulmaya yardımcı oluruz. En önemlisi de 'Sevgi'mizi paylaşırız. Ne güzel bir alış-veriştir o! Fark etmeden mutluluk hanemize çentikler yağar, an itibariyle fark etmesen de, şöyle uzaklara dalıp, düşünmeye başladığında aklına gelenlerin seni gülümsetmesi, yüzüne garip bir mutluluk yayılması ondandır...Sıkıntılarını, dertlerini göz ardı etmeyiz, kendimize gösteremediğimiz sabrı, o an sergileriz, ne kadar enteresan değil mi? Adeta, kurgulanmışızdır, aradaki devasa mıknatısında çekimiyle...Ve anında başka bir gururlu haslet belirir gönül gözümüzde; ''Ben, Dünya'nın en zengin insanlarındanım diye, ayağa kalkıp, herkese haykırmak istersiniz...Bir de bunun tersi olabiliyor nadiren de olsa. Olayların getirdikleriyle zaman zaman baş edemediğimiz, çözemediğimiz, halledemediğimiz sıkıntılar çıkabiliyor. Ha işte o an senin akıl kudretin önemli; ya tamam, ya da her şeye rağmen devam. Ama inanın bana o her şeye rağmen devam, o kadar kolay olmuyor. İçten içe kemirir zihninizi o karşı fikir yaratan olaylar. Yediremezsiniz kendinize; ''Bana bu yapılır mı?'' diye...O zaman ya, yüzleşir sebebini çözersin, ya da yavaş yavaş uzaklaşırsın gönülden...yoksa çok başın ağrır kurban! Nasıl olsa kaldırıyor diye, ''vurun kahpeye'' senaryosunu baştan yazarsın. Ayrıca, yabana atma, tecrübe konuşuyor. Hani demiştim ya, kardeşim olmadığı için arkadaş ve dostlara açtım yüreğimi diye...Çok ezilirsin, üzülürsün, kendini suçlarsın, 'Bu kadar mı salak olur insan!' kabilinden...
Neyse, fazla derine yayılmayalım. Bunlar benim görüşlerim, herkesin görüş ve düşüncesine saygı duymak lazım, ortak yaşamda değil mi? Ama işte bazen almaya çok alışık olanlar, verici ve anlayışlı olmayı unutabiliyorlar, öyle ya, insanız, günümüz günümüze uymaya biliyor, bu hassas konu da dahi...
Uzaktaki, yakın arkadaşlarımdan biri çok güzel bir yazı göndermiş, menşeini bilmiyorum, ama hemen tercüme ediyorum;
**Yaş aldıkça, ebediyete daha da yaklaşıyor gibiyiz. Kum saatimizdeki kumun ne zaman tükeneceğini bilemeyiz. Onun için demem şu ki; iyi yaşayın, başkalarına nazik olun ailenizi sevin ve takdir edin. Ailemden bir, dostlarımdan da bir kişiyi bu gönderiyi duvarlarına asmalarını istiyorum. Yarın, hiçbir kimseye söz verilmiş değildir.**
Onun için dostlarım, bugünümüzün değerini bilerek , elele, gönül gönüle yaşayalım, kırmadan, kırılmadan, ağız tatlarımızı bozmadan, 'dünlerin' arayışına geçmeden. Yarın bir başka gün, iklimlerce aynı olabilir, ama yanınızdakiler aynı kişiler olacak mı? Kırdıklarımız-kırıldıklarımız nerede, demeye mahal kalmayacak şekilde yaşayalım bu güzel hayatı. Yarının hiçbirimiz için garantisi yok! Güneş yine yeniden doğacak, ay yine yeniden çıkacak, ama görebilecek miyiz????
İNŞALLAH ALLAHIM! BAHŞETTİĞİN BU GÜZEL HAYATI DEVAM ETTİREBİLDİĞİMİZ KADAR ETTİREBİLMEMİZİ MÜMKÜN KIL. AMİN!!









0 Yorum