Gençlik Boşlukta; Toplum Retroda; Kötü, İyiye ve Saygıya Kare Açıda; Akıl, Tutulmada
Çiftlik hayatından tarihin bilinmezlerine videolar sunan o sosyal medya ile tanışalı çok olmadı. Her konu hakkında ciltlerce okumak yerine videolar yeğlendiğinden düşündüm de pek özel dallar üzerine onca kitap karıştırmadan, kısacık bir zaman diliminde, örtülü bilgilerden hazıra konarcasına haberdar olmak kolaylığı hiç de fena gözükmedi. Halı kilimden, tarihten, kuştan bitki, ağaç, ot türlerinden, birazcık kadim geçmişten, Dünya Edebiyatı’ndan, felsefeden nelere nelere ilgi duyup, çocukluğumdan beridir kitaplar arasında kaybolmuş olsam da baktım ki hiç adım atmadığım konular var. Bunu bana fark ettirenler de televizyon programlarına katılan kimi astrologlar oldu.
Evvelki yıla kadar astrolojiyi algılayışım, bir gazete köşesinde, on iki burçtan her birine “bugün, temkinli olmanız gerek”, “bugün, beklenmedik bir şey duyabilirsiniz” gibisinden olma olasılığı zaten yüksek haberler veren alan olduğu idi. İşin aslı öyle değilmiş ama. Astroloji, günün nasıl geçeceğine dair rapor verme uğraşısı değil, gök haritasına göre yerde olabilecekleri kestirmekmiş. Hesap kitap, istatistik işi imiş bayağı bayağı.
Bilmek… Gözümde hep Dünya’nın en güzel, en değerli olgusu oldu. Bu yüzden çıkış noktasını, temel kavramlarını hiç bilmediğim bu konudaki açığı kapatmak için denk geldiğim astroloğa kulak verdim. Meğer çok başka bir saha imiş astroloji. Sandığım gibi gazetede burçlar için yazılanlar değilmiş. İlk bunu öğrendim astroloji hakkında. Sonrası ne tuzlu ne de tatlı suda yüzmeye benziyordu. Gökyüzü karanlığında bir yüzme denemesi desem, yeridir.
Haa, yıldız bilimini bilirdik elbet, tarih kitapları okuyanlar olarak. Rüyalar ve yıldızlar sayesinde tarihte kimi seferlerin yapılıp yapılmayacağına karar verildiğini de bilirdik tabii, Nemçe -Avusturya- Kralı’na ilişkin rüyadaki gibi. Ki Nostradamus’un öngörülerini kendisinden üç yüz altmış yıl önce yaşamış Muhiddin İbni Arabi’nin şifreli kehanetlerinden alıntıladığına dair yazılanları okumuş, anlatılanları da dinlemiştik.
İbni Arabi’nin de, adını artık bilmeyenin kalmadığı kâhin Baba Vanga’nın da geleceği okuma kitabı, sonsuz gökyüzü imiş meğer! Yine de bunca inceliği diyelim ki döngüleri; gezegenlerin ters hareketi denilse de sanırım aslında yavaşlaması anlamına gelmekteki retroları; Ay ve Güneş tutulmalarının etkilerini; gezegenlerin birbirlerine kare açılarını; gezegenlerin, yıldızların özdeşleştikleri kavramları; Güneş ile bilmem hangi gezegenin kavuşumunun ne anlama geldiğini, güney Ay düğümünü -GAD-, kuzey Ay düğümünü -KAD- hiç duymamıştım ben kendi adıma.
Az önce noktası konmuş cümlelerde anlatılanlar, hiç dinlenmemiş gibisinden her defasında sunucu tarafından konuğuna bir kez daha anlattırılmaya kalkılırsa o videoyu izlemek sarpa sarıyor. Ya da pek az duyulmuş çetrefilli konuları idrak etmekte zorlanan moderatör / sunucu işin içinden çıkamayınca izleyicileri unutup, anlatanın, konuyu tek kendine anlatmasına doğru dümen kırdığında ikilem doğuyor. Konu kime anlatılacak ikilemi! Aklı bir türlü almadığından dinlediklerine ikna olamayıp, kendi ısrarlarında üsteledikçe üsteleyen sunucuya mı yoksa şunca sayıda takipçiniz var böbürlenmesini sağlayan izleyenlere mi? Bir de kimi katılımcı, karşısındaki gerçek anlamda işinin uzu sunucuya, kendisi ile gerçekleştirilen yayınların kalburüstü düzeyinden dolayı teşekkür edebiliyor. İşte öylesi yayınları izlemek kazanım demek. Bilgide en başta. Öyle ki izlediğim astroloji temalı videolardan birkaç terim bile kapmışım, bir baktım.
Aslında astroloji için bir tür “harita okuma bilgisi” denebilir. Yeryüzünü anlatan haritalarda dağları tepeleri, akarsuları dereleri, gölleri denizleri, adaları, karaları görürüz. Gökyüzünü anlatan haritaların ögeleri de yıldızlar. Şu var ama, yıldızlar, gezegenler gökte asılı değil, malum. Onlar, sürekli kendi yörüngelerinin gezgini. Her birisi, kendi döngüsünü farklı farklı sürelerde tamamlıyor. Gökteki her saniye ortaya çıkan bu değişkenlik nedeniyle gökyüzü haritası sürekli değişmekte imiş haliyle. Gök haritasının sabit değil, yıldızların, gezegenlerin hareketlerine göre saati saatine değiştiğinin zaten bilincinde olsanız da artık bu gerçeği umursamazlık edemiyorsunuz, astrolojinin haritalar ışığında öngörüler sunduğunu öğrendikten sonra.
Yine sıradan bir gök olayı olarak gördüğümüz Ay ve çoklukla depremler ile ilişkilendirilen Güneş tutulmalarının çok daha başka şeylere gebe olduğunu düşünmezdik hiç. Yeniay ile dolunay başka başka şeylere yorumlanırmış. Tarihte özellikle de dinler tarihinde kuyruklu yıldızların ne zamanlar görüldüğü, görüldükten sonra da kimlerin doğduğunu, neler olduğunu tarih kayda almış. Yine kayıt düşülmüş bilgiler olan kayalar, taşlar üzerindeki kabartmalarda hem de döngüsünü birkaç bin yılda tamamlayan yıldızlara kadar işlenmiş. Kâh on iki bin yıl öncesinde kâh Sümerler zamanında. Yazılıp çizildiğine göre Mısır Piramitleri, Orion Takım Yıldızı’ndaki, Orion’un Kemeri yıldızları dizilişinin Dünya’daki izdüşümü imiş. Ve bizim Göbeklitepe! Yıldızlar ile ilişkisi tam açıklanmasa da saçılan bilgi kırıntılarından öğrendiğimiz şu; gökyüzü ile yakından ilgisi var imiş. Göbeklitepe’nin Sirius’a adandığı söylentisini duyalı çok oldu. Demek ki yukarıdaki göğün altına yapılan yerdeki akıl ermez kimi kadim, antik yapılar, kimi takımyıldızların izdüşümünde. Yer ile göğün bağlantısının görünür hali gibisinden.
Gök, akan yıldızlarını, Ay’ı, Sirius’u görmeyi pek beğendiğimiz bir sonsuz ekran gibi yukarıda. Yıldız geçişlerinin hareketli ekran haline getirdiği göğe ilişkin olarak astrolojiden bahsedenlerin ilk sözü “gökte ne varsa yerde de o var” oluyor. Öyleyse bu da bir izdüşümü! Yeryüzünde olanlar, gökyüzündeki tutulmaların, üçgenlerin, sert açıların, retroların izdüşümü anladığım kadarı ile.
Yılına, ayına, gününe, saatine, dakikasına, saniyesine kadar doğduğumuz tarih, an bizlerin doğum haritalarımız imiş. Malum, gökyüzünün bir saat öncesi ile sonrası aynı olmadığından aynı gün doğanların hatta ikizlerin bile haritası birebir aynı olmazmış. Zira doğulan saat, dakika, saniye belirleyici imiş birinin hayatında. Doğum haritamızda yer alan yıldızlardan etki alırmışız. Çünkü yıldızların, gezegenlerin hepsinin kendine has işlevi varmış. Nasıl, Ay, Dünya üzerindeki gelgitlerin etkileyicisi, insanı da öyle etkilermiş Ay olsun, diğer gök unsurları olsun, hepsi. Böyle olunca da bugün çoğu bize ulaşmamış kadim bilgilere sahip eskilerin kimi sözlerine hak vermeden edilemiyor. Meğer eskiler çok haklı imiş hayatı bir türlü yolunda gitmeyenler için “onun yıldızı düşük” demekte.
Hele kraliyet yıldızları varmış ki doğum haritasında bu yıldızlardan birine sahip olanlar, pek bilinen, önemli işler başındaki kişiler olurmuş. Daha iyicil yıldızlar hayatı olumlu etkilerken kimisi de zorlaştırırmış. Söylendiğine göre eğer hayata ilişkin bir şeyleri öğrenmemekte, gelişmemekte ısrarcı olunursa sopa ile dayak ata ata öğreten yıldız varmış mesela. Birbirine kare açı yapıp, sert etkiler veren yıldızların gölgesinde doğanların yaşamı pek çetin geçermiş. Hatta onların da birer doğum haritası olduğundan ülkelerin de. O zaman anlıyorsunuz “yıldızlara ant olsun”u!
Çağların da burçları olurmuş, insanlardan başka. Şimdilerde Balık çağında imişiz. Bu konularda elbette benimki gibi yüzeysel bilgi ile köklü anlatıma geçmek olası değil; ama geçmişteki döngüler, dizilimler yani benzer gökyüzü haritaları bugün için ipucu verirmiş. Diyelim ki daha önceki aynı döngülerde Dünya’da ne oldu ise sonraki döngülerde de benzerleri beklenirmiş. Öyle olmuş zira hep. Diyeceğim, astroloji kendi içinde şaşmaz bir istatistiğe sahipmiş.
O halde bugün, gök öyle karmakarışık olmalı, kare açılar öyle birbiri peşi sıra beliriyor olmalı ki yukarıdaki retrolar yani akışın yavaşlaması, yerdeki hiçbir şeyi yerli yerinde bırakmıyor sanki. Tersyüz etmedik tek bir şey bırakmıyor gibi. Alaşağı etmediği yok, değerlerden kavramlara.
Madem gökte ne varsa yerde de o var üç diploma ile iş bulamayan, bulduğu işten kazandığı ile yuva kuramayan, bu da bebeklerin doğmayacağı anlamına gelen gençlik, Ay gibi boşlukta; orakla biçilmiş gibi biçildiğinden geriye yangın sonrası küle dönen ekinden beter olmuş, sel artığını andıran değerlerinin yok olup gidişi karşısında şaşıp kalan toplum, retroda; kötünün, çiğnediği, yapmadığını bırakmadığı iyilik, saygı gibi en değerli kavramlarımız kare, ters açı almakta diye astroloji terimleri ile anlatsak halimizi pek yerinde olur. Ve akıl! İşte o tutulmada. Ay tutulması, Güneş tutulması da hak getire bu akıl tutulmasının yanında!









0 Yorum