Günah keçisi bulmakta mahirizdir!!!
Günaydın Can-Canlarım; Öyle güzel sözler, öyle güzel, öğütler ve ders çıkarılacak hadiseler var ki hayatımızda, ama biz göz ardı ederiz, ya da okur geçeriz, ne kadar doğru diye tasdikleyerek...ama asla ders almayız, gailelerimize dalar, unutur geçeriz, taa ki, yine hortlak gibi acı olaylar karşımızda veya yakınlarımızda kendilerini gösterdikçe...o zaman şöyle mi demeliyiz milletçe: ''Biz adam olmayız!!''. Çok kere diyoruz da ne değişiyor hayatımızda...Hatalarımızdan ders almadıkça, eğrilerimiz doğrulmaz...kambur kambur üzerine biner, dik duracak yerde bükülürüz, yanan kibrit misali...
Hilal Cibran, Lübnan asıllı Amerikalı şair ve filozof ne demiş: ''İnsanın iki kalbi vardır. Biri kanar, öbürü tahammül eder.'' Bizim yaptığımız da aynen bu değil mi? Etrafımızdaki üzüntülerle kahroluruz, ama dik durabilmek için acılara tahammül etmeyi ve kanayan yarayı iyileştirme çabasını gösteririz ayakta kalmak, o çok sevdiğimiz hayata devam etmek, tutunmak uğruna... Aklımıza kazılır, ancak çoğu zaman ders almayız, ancak benzerini yaşadıktan sonra, hatırlarız...bencilliğin hallerinden! Yanarız, çevremizdekilerin başlarına gelenlerle...ama, bizim başımıza gelmediği için tahtalara vurur, şükrederiz...sorumsuzluklara bela okuruz, yüreğimize düşmese de yangın aklımıza düşer, bir müddet dövünürüz, suçlarız, itham ederiz ama hayatımızın akışına bırakırız kendimizi...etrafımızda ararız suçluları, canileri...ahlak ve vicdan yok olunca, bir kıvılcım yetiyor onca canı kavurmaya, yakınlarını da kahr etmeye, oysa ki, esas suçlular biziz! Ne başımıza oturtacaklarımızı seçmeyi biliriz, ne yaşadığımız onca beladan ders almayı biliriz, ne suçluları yargıya teslim edebiliriz, ne de, o teslim ettiğimiz yargıya güvenebiliriz, cehaletimiz ve bağnazlığımız, hortlak gibi her belada kendisini gösterir. Sürü psikolojisi hakimdir, kendimizi idare etmekten aciz kaldığımız için de, çok kere Stockholm sendromunu yaşarız...ders alır mıyız? Yoo!!!! İt ürür kervan yürür, bineriz bir alamete gideriz kıyamete...Ama artık YETER!!! demeyi ve bu sözümüze sadık kalmayı bir türlü beceremeyiz...boşluğa düşmek korkusu en büyük kabusumuzdur, dolayısıyla da, aklımıza tutunmak yerine çürük dallara tutunmayı yeğleriz...
Bir bakın ülke çapında etrafınıza Allah aşkı için: onca kayıplar verdiğimiz depremler, yangınlar, afetlerin hepsinde bir yolsuzluk, ucuz bezirganlık, rant sevdası varsa da görmezden geliriz, kar peşindeyiz çünkü, insan hayatının ne önemi var değil mi, 3-5 milyon vurayım, kamuflajla, makyajla ya da rüşvetle şartları hafifleteyim, benden sonrası tufan!!! Tufan ya! Hem de nasıl bir tufan! Suçlu kim? Esas suçlular belli de, en büyük suçlu bu kurnaz, canlı hayatını hiçe sayanlarda...
Merak etmeyin, çok yakında tarihin tekerrürden ibaret olduğunu, bir kere daha yaşayacağız! Nasıl mı? Yandaş yargılar sayesinde...suçu birbirlerinin üzerine atmakta mahir olan kurumlar sayesinde, cahil koyun halkımız sayesinde, timsah göz yaşları döken devlet erkanı sayesinde...bu kadarı yetmez mi? Mahkum etmeye, istifa ettirmeye bile yeter de artar da, onca depremlerin yüreğimizi dağladığı verdiği acılarından sonra, kim suçu üstlenmiş ki????
Günah keçisi bulmakta mahirizdir!!! Ama esas günah keçileri, hesap soırmayı bir türlü beceremeyen TÜRK HALKIDIR!! Yani, BİZLERİZ!!!!









0 Yorum