Hala nâmerde el açıyoruz...
Günaydın Can-Canlarım: ''Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkarırmış'' demiş Atalarımız! Ne güzel demişler... güzellikle, izah ederek, anlatılanlar merak ve can kulağıyla dinlenir. Güzel bir telaffuz, dokunan bir anlatım ve davudi bir ses, insanı daha da cezbeder. Hele hele enteresan ve merak ettiğimiz bir konuysa, sessizliğe bürünür, sadece can kulağıyla dinleriz. Ancak, şimdilerde sadece masal dinliyoruz. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, adeta başka ülkelerde yaşayanların dertleriymiş gibi algılanıyor. Kandırmaca peşinde siyasilerimiz, ne yazık ki, hala bunlara inanan, fareli köyün kavalcısı gibi peşinden giden var ülkemizde...Oysaki, aldatmaca, yalan, boş vaatler adeta birbiriyle yarışıyor, hasır altı yapılan katliamlar(bebek katliamları gibi)...Yarışır elbet! Dinleyici ve seyirci buluyorlarsa eğer, meydan onların kurban!! Ancak ben ve benim gibi düşünenler artık, Allah bir dediklerine bile inanmıyoruz...
Geçiniz, ben ve benim gibi düşünenler kimin umurunda? Hala oy için dağıtılan makarna ve pirincin, ve de dağıtılan görevlerin peşinde olan bir zihniyet varken! İster istemez yol değiştiriyorum, esas mevzudan ayrılarak, affınıza sığınarak.
Güzel konuşarak halledilmeyecek mesele , çözülmeyecek problem yoktur değil mi? Tam halledilmese de ortak bir nokta da buluşulur, çıkıntılar törpülenir, yanlışlardan dönülür, hatalar göz ardı edilebilir ağırlığına göre, ancak had, bilinecek, söz ağırlığı ölçülü olacak...Bu da, güngörmüş, bilgili, sözüne güvenilir, dinlenebilir kişilerle gerçekleşebilir. Kırk yalanı bütünleyenlerle değil! Yapılmayanları yapılmış gibi gösteren hile hurdacılarla değil! Oysa ki, etrafımızı sarmış vaziyetteler. Bilgisizliklerini, yanlış terimleri, bilgisizce kullanan siyasilerle değil; mesela geçenlerde, bakanlardan biri konuşmasında, ''kuantum yaptık!'' dedi, söylediği sözün manasını bile bilemeden, güldüm seyrederken! Kuantumun ne olduğunu bilmeyen o kadar büyük bir kitle var ki aramızda, aldatmak çok basitleşti...ve bunun gibi daha neler var neler...
Ben zaman zaman kime inanacağımı şaşırıyorum. Tam, 'hah işte, aradığımız adam gibi adam' diye düşünürken yapılan gaflar, dönülen sözler, çarpıtılan bakış açıları beni çok rahatsız ediyor, inancımı zayıflatıyor, güvenimi sarsıyor, 'neden, bizden artık ''adam gibi adam çıkmıyor?'' düşüncesi kabus gibi çöküyor üzerime...Ne olur bana yanıldığımı söyleyin ki, kendime olan inancım sarsılmasın!!
Bugün pazartesi, haftanın ilk günü! Güzel düşünceler paylaşmak isterdim sizlerle...sonra, rahmetli Süleyman Demirel'in sözleri geldi aklıma; ''Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?'', oysa ki, rahmetli bilememiş, memlekette petrol, Sayın Erdoğan'ın hükümeti esnasında bulunmuş, ama nedense, çıkarılamıyor bir türlü...hala nâmerde el açıyoruz...









0 Yorum