HAYAT ÇOK GÜZEL!!!
Günaydın Can-Canlarım; HAYAT ÇOK GÜZEL!!! Yaşlarınız kemale erdikçe, daha doğrusu ilerledikçe, hatta etrafınıza bakındığınızda veya geniş bir aileniz varsa, acaba en büyüğümüz kim diye araştırdığınızda, parmakların veya gözlerin üzerinizde odaklandığını gördüğünüz an itibariyle, yarı yolu çoktan geçmişsinizdir demek oluyor...hele hele muhitinizde, gözlerinizin aradığı kişileri görememek içinize bir kor bırakıyor ve gözleriniz dalıyor ve yaşarıyorsa...yarınımız zaten belirsiz! Kimin ne olacağı, başına neler gelebileceğini sadece yarınlar biliyor. Peki de, yarını bugünden kontrol altına alabiliyor muyuz? Asla, hele hele geleceği pek de net görüş sahibi olamadığınız, gidişatı sizin düşüncelerinizden ve alışa geldiğiniz yaşam tarzından gitgide uzaklaşmış bir biçimde kaosa doğru dörtnal gidiyorsa, hiç bilemezsiniz, o güzel kafacığınızı yormayın, elimizde dolu dolu yaşanacak ''bugün''ü de tarumar etmeyelim...
Karamsar mıyım? Bana mı sesleniyorsunuz? Ben dünyanın en pozitif düşünen insanlarından biriyim. Her şey güzel olacak diyecek kadar da 'Pollyanna' gillerdenim! Çünkü umutlarım var! Daha uzun, ve sevdiklerimle sarmaş-dolaş, olabildiğince keyifli bir yaşam diliyorum...öyle ya, artık yavaş yavaş, 'hazırım efendim' diyebileceğim yıllara giriyorum! Ama gel gör ki, arsızım, arsız! Daha doyamadım hayata...tabiatın güzelliğine, dünün, bugünün, yarının olabileceği umutlarım daha solmadı! Hatta, dünü, akıllarda kalan hoş bir seda, tekrar tekrar izlemek isteyebileceğim bir belgesel olarak anmak istiyorum. Yarın hakkında herhangi somut bir bilgimiz var mı? Sadece ve sadece ardı arkası kesilmeyen ümitler, beklentiler, yaşanası tekerrürler...Garantisi var mı? Hiç, kocaman bir hiç! Sadece, hayallerimiz, beklentilerimiz, programa koyduğumuz yapacaklarımız var, şayet mümkün olabilirse...Peki, o zaman demek ki, elimizde, az çok bilerek, görerek, programlarımızı takiben yapacaklarımızı art arda dizdiğimiz, yapmak istediklerimiz var...o kadar çoklar ki, 24 saat dolu dolu yaşasak sığmaz canına yandığım! Sığmaz, sığdıramazsın, sen istesen de etraftan engellemeler çıkar mutlaka, çünkü artık belirsizlikler etrafımızı öyle sardı, sarmaladı ki!!! Karaya ak, çirkine güzel, kötüye iyi dedirtmek için programlanıyor hayatımız düpedüz! İşin kötüsü, La Fontaine masallarındaki, kavalcı, gelmiş sürünün başına, büyülediği, kandırdığı, aldattığı bir güdülebilir topluluğu takmış ardına, kaosa doğru sürüklüyor, renkli ve hoş melodiler üfleyerek...ardından da bir güruh adeta, biat ederek koşturuyor, bilinmeze doğru! Eh, peki ya, o kavalcıya inanmayan yerinde kalan diğerleri ne olacak? Hiççç! Gidenlerin ardından, 'vay enayiler!' diye hayıflanıp, gittikçe kötüleşen hatta yaşamı zorlayan hayat şartlarından nemalanmaya çalışacak...peki ya, baş kaldıran, itiraz eden olmuyor mu? Oluyor tek tük oluyor da, onları da yaka paça, dört duvar arasına tıkıyorlar...Peki ya, kardeşim, bu memlekette 'hak, hukuk, adalet' yok mu? Bir zamanlar vardı, ama kaçırıldı mı, öldürüldü mü, susturuldu mu, ne bilemiyorum, yandı bitti kül oldu galiba ateşe verilen, hakikatlerle beraber...
Yaa, güzel kardeşim, kara gözlüm, güler yüzlüm! geriye tek bir gün kalmış, o da BUGÜN! Yaşayalım doya doya, imkanlar nispetinde! Bugünle mücadele edecek güç var hepimizde hamdolsun! Yeter ki, aklı selim ve sağlıklı olalım! Gücümüzü tüketmeyelim dünü, yarını düşünerek!!!









0 Yorum