Hayat! Sen ne güzel şeysin?
Günaydın Can-Canlarım; Hayat! Sen ne güzel şeysin? Gündüzün güzel, gecen güzel, sevdan güzel...sana tutkun olmak, öyle bir nimet ki, her şeyin ama her şeyin üstesinden gelirsin. Bir de elinde sihirli bir değneğin var; ZAMAN! Nasıl geçtiğini anlayamadan avucundan kayar gider, şaşkın şaşkın ardından bakarsın; ''şimdi yanımdaydı yahu, hangi ara kaybolup gitti!'' diye...Tabii ki bu zamanın kıymetini bilmek için önce kendinizi, sonra da canlıları sevmeniz lazım! O zaman 'sevgi' anahtar oluyor, güzelliklerin kapısını açmaya...Sevgi, ardından hoşgörü ve anlayışı getiriyor beraberinde, bu hissi en güzel bir şekilde yaşayabilmenin kapı kolları bunlar, onlar olmadan, gönül kapısını açamazsınız...Sevgiyle, anlarsınız etrafınızdaki canlıların ne idiğini. Bazen büyük bedeller ödersiniz karşılığında, bazen de kapılıp gidersiniz, önceleri hafif bir meltem gibi başlayan, sonraları sizi üstüne alıp, bulutların üzerindeki alemlere taşıyarak...Ancak dikkat! En ufak bir hatada, önce ikaz edilir, sonra da kırmızı kart görür, oyun dışı edilirsiniz, sakın ha!!!
Her şeye alışılıyor zamanla...Bazen çok acı çekiyorsunuz, bazen bulutların üzerinde geziyorsunuz...ancak hepsinin bir kurgulu zamanlaması var! Bencillik derecesinde yaşam sevdası! Kaşlarınızı kaldırmayın sakın! Evvela 'can', sonra 'canan' deyimini bu zamana kadar hayatın size öğretmiş olması lazım!!! Öğrenmediyseniz, sınıfta kalırsınız, ısrar ederseniz de, çift dikiş verirsiniz sınavlarınızı. Yaşamın ilk öğrettiği tabiat kanunudur bu...neyse! Neymiş efendim? Hayat, yaşadığınız müddetçe, en kuvvetli ve kudretli öğretmenimizmiş! Ne öğrendiysek, bize verdiği sınırlı zamanları yaşayarak öğrendiğimiz, ancak zorla değil koşa koşa gittiğimiz bir okul!! Bildiklerimizi bile belleterek öğretiyor bize! Misalleri yaşatıyor, birebir ki, öğrenelim, anlayalım, daha çok bağlanalım ve sevelim diye...
En sevdiğiniz birini yitirdikten sonra, onsuz nefes almanın bile mümkün olmayacağını düşünseniz de yapamazsınız, çünkü kendinizi de o derece seviyorsunuz! Gidenin arkasından gidilseydi, yeryüzünde canlı kalmazdı! Ama o yaşam tutkusu var ya, sizi çaktırmadan avcunun içine almıştır...direksiyon elindedir, ancak siz kullandığınızı zannedersiniz, öyle kudretli bir güçtür ki, çaktırmadan sizi avcunuzun içine alır, onun istediği doğrultuda gidersiniz, ufak uyarılarla evvela ikaz eder sonra da ciddi ciddi dürtülürsünüz...KAPİŞ???









0 Yorum