Kapılıp gidiyoruz bir meçhule doğru
Günaydın Can-Canlarım: Hayırlı haftalar olsun, Hamdüsenalar olsun, Allah'tan gelecek ne kadar iyilik ve güzellik kaldıysa hepsi tek tek değil topluca gelsin inşallah zira ihtiyaç çok!!! Dünyanın çivisi çıktı derler yıllardır, da pek fark etmezdik, insanların yaşam tarzlarının tamamen değişime uğraması, insan karakterinin yozlaşıp, hırçınlaşması ve yapılan kötülüklere atfediliyordu herhalde. Ancak şimdi bakıyorum da, iyilik, hak getire iyimserlik de tarihe karışmak üzere. Tepe taklak gidiyoruz. Herkes birbirinin düşmanı, saldırmak için en ufak bir hareket yeterli, etrafımızda yıllardır süren bir Ortadoğu savaşı var, etkilenmemek imkansız. Yıllar süren Rusya'nın parçalanmasını müteakip, kendilerini as zannedip, yedeklere saldıran ülkeler, say say bitmiyor dertler...
Bizde durum sanki çok fazla değişik? Nerede bre kurban? Ayaklar baş oldu, Cehalet tahta oturdu, hırsızlık, dindar yönetime rağmen mubah, katliamları üstlenen yok, hayvanlardan hınç alırcasına telef edilmelerine her şeye seyirci kalmaktan, karakter değiştirdik...Sadece biz de mi? Yooo, adeta bütün dünyayı saran bir epidemi içinde batıp çıkıyoruz, şimdilik...daha dibi boylarsak oradan da çıkış yok, ama bunu anlayan veya umuru olan var mı? Çok az! Korkmuyorlar mı acaba? Korkmazlar mı, cehaletin rüzgarıyla savrulup duruyorlar.
Dün akşam üzeri haber programı seyrediyorum, bir ara kanımın çekildiğini hissettim Lübnan'dan paylaşılan bir haber karşısında. Tamam devamlı savaş içindeler olabilir, ancak bu kadar mı:
Açık hava konseri var, gençler müziğe tempo tutuyorlar, gök yüzü, birbiri ardına uçuşan bomba ve füzelerden dolayı Samanyolu gibi... Müziğin hareketli ritmi kulaklarınızda sahnede bir saksafoncu, üzerinde önden açık cellabiyesi, etekleri uçuşuyor, başında takkesi, ama saksafonunu bir an olsun üflemekten vaz geçmiyor, vücudunu müziğin akışına kaptırmış sallanıyor...
Bu manzara bana çok dokundu. Her şey tamam, aylardır, yıllardır savaş içindesiniz, toplu katliamlara beşik oldunuz, yakınlarınızı, çoluk çocuk şehit verdiniz, yüreğiniz nasır tuttu herhalde...etrafınızda olan biten vız geliyor, insanlık bu yöne doğru saptı zahir...
Bizler savaşta değiliz, hamdolsun, her an müdahil olabilir miyiz, baştaki genelkurmay başkanının iki dudağından çıkan söze bağlı...peki ya, maddi imkanların azalması, hayatın gitgide pahalılığı, manavlarda, kasaplarda, alışveriş yapılan yerlerdeki etiketleri görünce yaklaşmak ihtiyacı duyuyoruz, doğru mu görüyorum diye. Eğitim sistemi, diğer serbest bırakılıp kontrol harici olan hiçbir şeye değinemiyorum, değinsem beni kim dinler? Hiççç! Tömbeki tütün dinledi gö..m! Kiraz'ın kilosu 700tl! ''Alma'', diyeceksin! Eh, candır çeker yahu! Ya bamya, ''sümüklü bamya'' dediğiniz mücevher, 650-700 tl. Manav git, bir iki sebze bir iki de meyve al, 2.500 tl bayıl çık! Emekli maaşının 9da biri gitti, geriye, ev kira, boğaz satın ise...söylemek istemiyorum, çünkü dilimi ısırmak geliyor içimden...
Şikayet eden? Var tabii, sokakta gezen tv muhabirlerinin uzattıkları mikrofona derdini döken dolu! Kimin umuru? İt ürür kervan yürür kurban! Eskilerin lafıdır bu...1970'lerde kuru fasulye 7.5tl olmuştu da, şarkılar döşenilmişdi, şikayetleri göz ardı edenlere; Bu fasulye 7.5 liraya hem kaynasın hem oynasın. Yandan Halime'm yandan severim seni candan...diye ve hatta Süleyman Demirel hükümeti zamanında olduğu için şarkını nakarat kısmını Halime yerine Sülüman olarak değiştirmişlerdi...Ne oldu? Mazi de kaldı! Ancak mazi içimizde yara olmaktan çıktığı için, salla gitsin öyle mi? Ama öyle olmuyor bre kurban! İmkansızlıktan alamayanlar mazlum, alma gücü olup da yiyenlerin bazen boğazı düğümleniyor...
İnsanız ya...kapılıp gidiyoruz bir meçhule doğru, çivisi çıkan ve her an yok olma karşısında hız kesmeyen bu dünyadan...









0 Yorum