Telefon
WhatsApp
KARARLI OLMAK, MUTLU SONU GETİRDİ

*- NE ZAMAN?

 

Ne zaman ki, iktidarın yanında olan yayın kuruluşları ‘İşte CHP zihniyeti’ deyip, verilen seçim sözlerine de anımsatınca, bazılarının aklı başına geldi ve ‘Mutlu sona’ ulaşıldı.

Daha geçenlerde yazmıştım.

‘Büyükşehirin bürokratlarını yöneten ve yönlendiren kim ya da kimler?’ gibisinden laflar etmiştim.

Neden halkın ‘haklı’ istek ve talepleri yerine zamanında gelmiyor, getirilmiyor?

Birilerinin konuyu ele alması mı bekleniyor?

Müzisyen Zafer Yümlü, ‘Mutlu son’ ile ilgili olarak şöyle diyor:

‘Uzun cabalar sonunda, halen yaşamımı sürdürdüğüm Bayindır’ın Lutuflar Köyü'ne toplu ulaşım geldi. Bu güzel gelişme için çalışmalarından dolay muhtarımız Isa Gavacık kardeşime şükranlarımı sunarım.

Bu süreçte Anadolu köylüsünün sorunlarını dünyaya duyurmama yardımcı olan’ diyerek bazı yayın kuruluşlarının adlarının yanısıra isim olarak, ‘Sevgili Sultan Gümüş Kaya 'ya, Erhan Gülenç'e ve İzmir’in duayen gazetecilerinden sevgili Yaşar Eyice'ye teşekkürü borç bilirim.’ dedikten sonra devam etmiş;

‘Dedeler torunlarına, analar oğullarına, sevenler birbirlerine kavuşabilecek artık.

Umarım en kısa zamanda köyümüze sağlık ocağı da gelir.

Unutmayalım ki ‘Köylü Milletin Efendisidir’ ve ‘Gitmediğiniz Köy Sizin Değildir!’

Umarım Bakanlık, daha öncesinden İzmir Valisi Müzisyen Zafer Yümlü’nün ve Muhtar İsa Gavacık’ın uğraşlarını boşa çıkarmaz.

Ben şunu da ilave etmek istiyorum.

‘İnsan inancı uğruna mücadele ederse, eninde sonunda isteğine kavuşur…’

 

*- DUYARLI OLMALIYIZ

 

Bergamalı Hüseyin Özdil yeni takipçilerimden.

‘Merhaba’ deyince, Hüseyin Özdil şöyle yanıt verdi:

‘İnsanların öldüğünü gördüm, sevenlerin ayrıldığını…

Her gün tekrar eden zulümü ve açlığı…

Bütün bunlar bana gösterdi ki, ‘Hayatta hiçbir şey acı çeken bir insana duyacağımız empatiden önemli değildir!’

Hiçbir şey..!!

Ne kariyer, ne servet, ne zeka, ne mevki..

Soylu bir hayat yaşayacaksak, başkalarının acılarına kayıtsız kalamayız.’

Hüseyin Özdil’in dediği gibi, ‘görmezden, duymazdan’ gelirsek, başımız bir gün mutlaka ağrır…

 

*- ‘BİZ RUMELİYİZ!’

 

Son zamanlarda, birçok dernekten ve sivil toplum kuruluşundan çok daha hareketli, ‘Biz Rumeliliyiz!’ adı altında toplanan ‘Muhacir’ dediğimiz Balkan göçmenleri grubu var.

Çok bilimsel ve resmi verilerle kendilerini büyütmeye çalışan bu topluluğu da Karşıyakalı Meslektaşım Doğan Prepol sayesinde tanıdım ve takipçileri oldum.

‘Biz Rumeliliyiz’ diyen grup, yeni katılanlara ‘Rumeli kimliği: geçmişten geleceğe ne yapmalıyız?’ sorusu ile yaklaşıp, şöyle sesleniyor:

‘Rumeli kökenli bireyler olarak birçok farklı alanda başarılıyız.

Ancak, bu başarıları ortak bir çatı altında birleştirip birbirimizi daha da ileriye taşıyabilir miyiz?

Evet! İşte yapmamız gerekenler:

Bağlantılarımızı Güçlendirelim ????

İş, akademi ve sanat dünyasında birbirimizi destekleyecek networking grupları kuralım.

Rumeli kökenli girişimciler, akademisyenler ve sanatçılar bir araya gelip projeler geliştirsin.

Kültürel ve Akademik Mirasımızı Sahiplenelim.

Tarihimizi ve kimliğimizi daha iyi anlamak için söyleşiler, paneller ve etkinlikler düzenleyelim.

Rumeli’nin göç hikâyelerini, değerlerini ve başarılarını anlatan dijital içerikler, belgeseller ve kitap projeleri geliştirelim.

Yeni Nesillere Aktaralım;

Gençlerimize kimlik bilinci kazandırmak için burs, mentorluk ve eğitim programları organize edelim.

Yeni neslin bu kimliği taşımasını sağlayacak spor, sanat ve kültür etkinlikleri düzenleyelim.

Görünürlük ve Temsil Gücümüzü Artıralım;

Rumeli kökenli bireyleri daha fazla öne çıkararak, medya ve sosyal platformlarda sesimizi duyuralım.

Kamu ve özel sektörde temsil gücümüzü artırmak için birlikte hareket edelim.’

Aslında bunlar bilinen etkinlik ve çalışmalar.

Ama ne yapıyorlar?

Zinde ve akılda kalmak, herkese bu fikir ve görüşleri duyurmak.

Bu çalışmaları, geleceğe yatırım olarak da özetleyebiliriz.

Güçlü bağlar ancak böyle yapılır ve uygulanırsa yani birlikte daha güçlü olunacağını herhalde birçok kuruluş ve dernek ‘Biz Rumeliliyiz’ gurubundan öğrenecek bu gidişle…

Şimdi devam edeyim, daha derinlere girerek…

 

*- DUYDUNUZ MU?

 

Reptilian kompleks, bireylerin korku, otoriteye bağlılık, statü arayışı ve grup kimliği gibi temel içgüdülerle hareket etmesine neden olur.

Bu içgüdüler, tarih boyunca toplumu yönlendirmek ve manipüle etmek için kullanılmıştır.

Reptilian kompleks, insanları korku, hiyerarşi ve itaatle kontrol etmeye çalışır.

Konuya bir de, uzmanların da görüşüyle, Rumeliler üzerinde ele alalım.

 

*- ÖNEMLİ DEĞERLER

 

Belirtildiğine göre, Rumeli kültürü; kolektif dayanışma, hoşgörü, cesaret ve onur gibi değerleri merkezine alır.

Bu değerler, reptilian kompleksin körüklediği korku, hiyerarşik baskı ve bireysel çıkarcılığa karşı bir denge mekanizması oluşturur.

Bu yüzden yalnız Rumeliler için değil, tüm toplumlar, biz Türkler için geçerli olanlara göz atalım:

Dayanışma: Biz bölünerek değil, omuz omuza vererek güçleniriz.

Onur: Gücümüzü başkasının korkusundan değil, kendi irademizden alırız.

Bağımsız Düşünce: Biz sürü gibi değil, aklımız ve vicdanımızla hareket ederiz.

Cesaret: Baskıya direnmek, hakkını savunmak bizim için yaşam biçimidir.

 

*- KORKUYA KARŞI

 

Reptilian kompleks ne der?

Kork!

Güvende olmak için sus. Güçlüye itaat et.

Değişime karşı diren.

Böl, yönet ve statüye sarıl.

Peki buna karşı ne yapılabilir.

Futbolda nasıl ‘Ruh lazım’ deniyorsa, bu görüşe karşı yapılması gerekenler ise şöyle anlatılıyor:

Korkma! Cesaretinle var ol.

Özgür düşün, sorgula.

Değişimi yönet, yol aç.

Dayanışma ile güçlen!

Şimdilik bu kadar, sanıyorum birçok okuyucumun kafası karışmış, ‘Ne diyor, ne yazıyor?’ ya da ‘Bana ne?’ diye düşünüyordur, her zaman olduğu gibi.

 

*- MEZARI BULUNDU

 

Kutluk Kağan adına yapılan anıt kompleksin ve yazıtın bulunduğu duyuruldu.

Kül Tigin ve Bilge Kağan’ın babası, II. Doğu Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu İlteriş Kutluk Kağan’ın anıt kompleksi ve yazıtı bulundu.

Moğolistan’ın Ötüken bölgesinde yer alan Hangai Jote’de gün yüzüne çıkartılan yazıt, Uluslararası Türk Akademisi ve Moğolistan Arkeoloji Enstitüsü’nün Nomgon Vadisi’ndeki ortak bilimsel arkeolojik keşif gezisi kapsamında tespit edildi.

682 ve 691 yılları arasında hüküm süren İlteriş Kutluk Kağan (Aşına Kutluk), Bilge Tonyukuk’la birlikte başkaldırarak Çin esaretine son vermiş, ardından da Ötüken’i başkent yaparak kendi kağanlığının temellerini atmıştı.

Adından yola çıkarak Kutluk Devleti olarak da anılan II. Doğu Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu olan Kutluk Kağan, 682 yılında Türkleri Çin esaretinden kurtararak yıkılan devleti yeniden kurduğu için “İlteriş” adını almıştı.

Çin topraklarına sayısız akın düzenleyen ve bu akınların birçoğuna liderlik eden İlteriş Kutluk Kağan’ın asla kaybetmediği biliniyor.

Kutluk Kağan’ın ölümünün ardından yerini Kapgan Kağan almıştı.

Birlikte hareket ettiği Bilge Tonyukuk, oğulları Kül Tigin ve Bilge Kağan’ın yazıtlarının ardından şimdi de İlteriş Kutluk Kağan’ın anıt kompleksi ile yazıtının keşfedilmesi, Türk dünyası adına son yılların en önemli keşifleri arasında gösteriliyor.

Keşfe dair paylaşılan fotoğraflarda, yazıtın bir parçası, aslan heykeli ve sunak taşı göze çarpıyor.

 

*- DAHA KAÇ YIL

 

Op. Dr. Vedat Bayer soruyor:

‘Daha kaç yıl yaşamak istiyorsunuz?’

Anlatım şöyle devam ediyor:

Bodrum’da güneşli bir kış sabahı sağlığın geleceği üzerine bir sohbetin içindeyiz.

Konuşmacı, dünya çapında saygın ve deneyimli kalp ve damar cerrahisi uzmanı olan Dr. Vedat Bayer.

Yılların gazetecisi Can Pulak da aramızda sohbete katılıyor.

Dr. Bayer, sağlıklı bir yaşamın sırlarını çok farklı açılardan ele alıyor.

Sağlıklı yaşamın, doğru seçimlerle mümkün olduğunu anlatan bir yaşam felsefesi savunuyor.

Ameliyatları sırasında gördüğü damar ve kalp manzaraları onu otomatik olarak hayvansal gıdalardan uzaklaştırmış, vegan olmuş.

Sağlık, Dr. Bayer için yalnızca bir hastalık durumunun tedavi edilmesi değil, sağlıklı ve kontrol altında bilinçli bir yaşam biçiminin benimsenmesiyle mümkün.

Modern yaşamın getirdiği toksinler, vücudumuzda birikerek sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Toksinlerin nasıl atılacağını da çoğumuz bilmiyor.

 

*- BİR TÜRLÜ ATAMIYORUZ

 

Gıda, hava, kozmetik ürünleri, temizlik maddeleri ve günlük yaşamda karşılaştığımız pek çok şey, vücudumuza zararlı etkilerde bulunabiliyor. Bunları içeriye alıyor ama atamıyoruz.

“Sağlıklı bir yaşam, bilinçli seçimler yapmakla mümkün,” diyor Dr. Bayer ve bu seçimlerin, yaşamın her alanında olması gerektiğini vurguluyor.

Kalp hastalıkları, dünya genelinde ve ülkemizde ölüm oranlarını en çok etkileyen hastalıklar arasında.

Örneğin, dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 42,4’ü iskemik kalp hastalıkları nedeniyle gerçekleşmiş.

DSÖ verilerine göre, kalp damar hastalıkları dünya genelindeki engellilik ve ölümlerin önde gelen nedeni ve her yıl yaklaşık 18 milyon kişinin hayatını kaybetmesine sebep oluyor.

 

*- DOĞRUDAN ETKİLEYEN

 

Kalp kapakçıkları ve kalp pompası sağlıklı olabilir, ancak damarlar bozuksa kalp sağlığına dair ciddi problemler yaşanabilir.

Kalp damarları, kalp kasının oksijen ve besin maddeleriyle beslenmesini sağlayan damarlar olduğu için, damarların tıkanması veya daralması kalp fonksiyonlarını doğrudan etkileyebilir.

Özellikle koroner arterlerin tıkanması, kalp kasına yeterli kan akışını engeller ve bu da kalp krizi gibi ciddi sorunlara yol açabilir.

 

*- DAMAR TIKANINCA

 

Kalp kapakçıkları ise kanın kalp içinde doğru yönde akmasını sağlayan önemli yapılar olduğundan, kapakçıkların sağlıklı olması kalp ritmini ve kan akışını düzenler.

Ancak damar tıkanıklıkları veya damar duvarlarındaki sertleşmeler, kanın doğru bir şekilde pompalanmasını engelleyebilir.

Bu durum, kalbin çalışmasını zorlaştırır ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabilir.

Dr. Bayer, bu hastalıkların büyük ölçüde yaşam tarzı hatalarına dayandığını belirtiyor.

Genetik mirasın yanısıra yanlış beslenme, aşırı stres, sigara içme ve hareketsiz yaşam, kalp hastalıklarını tetikliyor.

Kalp sağlığını korumanın temeli, doğru beslenme ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor.

Yağlı ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak, bol miktarda güneş görmüş sebze ve meyve tüketmek, kalp sağlığına katkı sağlıyor.

Yürüyüş, yüzme ve yoga gibi düşük şiddetli egzersizler, hem kalp sağlığını destekler hem de stresi azaltır.

Ayrıca, kalp sağlığını korumak için düzenli ölçümler ve “check-up”lar da oldukça önemli.

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği