MEHMET ERKÜÇÜK ÇEŞME’NİN EFSANE GOLCÜSÜ
Mehmet Erküçük; arkadaşlığı insana sükûnet, uhulet ve suhulet zerk ve telkin eden, bankacılık hayatı güven veren, futbolculuğu her daim gol ve galibiyet vaat eden birisi olarak akıllarımızda ve hatıralarımızda yerini alacak… Onu artık babacan ve kendine güveninin timsali olan adeta bir çocuk masumiyetindeki gülücüğü ile her daim hatırlayacağız. Maalesef Mehmet’i de kaybettik, aniden vefat haberini alınca, içim burkuldu, burnumun direği sızladı, gerçekten çok çok üzgünüm. O iyi bir dosttu, o iyi bir insandı, o iyi bir futbolcu idi, o iyi bir bankacı idi, say say bitmez iyi tarafları… Onu çok özleyeceğiz.
Mehmet’ten özellikle kafa toplarına çıkarken omuz, kol ve dirsekleri ölçülü kullanma konusundaki başarılarını diğer arkadaşlarına aktarırken bir izlemiş olsaydınız, hem dinleyenleri de, öğretme ve öğrenme arzusu tekmili birden… Hülasa 1970’li senelerin en önemli golcülerinden Mehmet Erküçük takdimimdir, bilebildiğim, anlayabildiğim ve hatırlayabildiğim ölçüde… Eğer erken dönemde sakatlanmayıp da konuşulan ve bildiğim transferi gerçekleşmiş olsa idi, sonradan Fenerbahçe’ye birkaç futbolcu vermiş bir takımın oyuncusu olacak idi…
Mehmet; tarımsal faaliyetlerin özellikle de tütüncülerin desteklenmesine müteallik kurulmuş “Türkiye Tütüncüler Bankası” Çeşme şubesinin en eski memurlarından sayılabilir. Mezkûr banka Canım Yurdumun abuk subuk özelleştirme sevda ve furyasının kurbanı olarak bir dolu değişik patronaj ve adlarla sahne almaya devam etti sonraları, nihayet her ölümlü gibi o da sizlere ömür… Demek ki patronların, ya ihtiyaçları bitti, ya yönetemediler, ya yönetmek istemediler, ya fahiş kârlarla başkalarına sattılar, ya içini boşaltıp batırdılar, artık doğrusu neyse bu banka özelinde… Mehmet, Tütünbank’ın şube müdürlüğüne de yaptı bir vade, başka dost ve arkadaşlardan dinlediğim kadarı ile ihtiyaç sahiplerine kaideler ve mevzuat çerçevesinde her türlü kolaylık ve desteği göstermiştir. Zaten böyle olması da tam onun ruh ve doğasına mütenasip bir durumdur. Bankadan emekli olduktan sonra da her Canım Yurdum emeklisi gibi çalışmaya devam etti. Önce döviz büroları furyasının Çeşme’ye yol düşürmesi sonucunda kurulan “Bamka Döviz Bürosunun” yöneticiliğini yaptı, dönem itibari ile benim de emekli olup köyüme dönüşüm sebebiyle daha sık görüşür hale geldik. Esasen Erküçük ailesinin fertlerinin hepsi bildiğim, muhabbetim olan insanlardır, Abi Ahmet Sağlık Bakanlığı emeklisi ve küçük kardeş Hasan da eski futbolculardan olup lakabı da, fizik ve stilinin benzemesi sebebiyle Hollandalı futbolcu “Rensenbirink”ten mülhem olup gençlik senelerimizde yaz akşamları neredeyse her gün yolumuz bir yerlerde kesişen birisiydi. Mehmet, "Bamka Döviz'den" sonra da çalışmaya devam etti ama bu seferde yine futboldan kopmadan…
Rahatsızlığı öncesi zaman zaman Nadir Ergun, ismet Karadede, Hayrettin Barbaros ve Alparslan Koparal gibi arkadaşlarımız başta olmak üzere kalabalık gruplar halinde havanın da müsaade etmesine bağlı Meydan Cafe’de çay içip muhabbetler ederdik… Sohbet konularımız futbol ağırlıklı gibi görünse dahi esasen Canım Yurdumun yakıcı gündemi ne ise bizim de oydu… Futbol yanında, kitap, edebiyat, sinema gibi konular da menüde has yerini alırdı… Bir gün dönemin en yaygın konuşulan konusu “Badeci Şeyh” olunca, son okuduğum Timur Soykan’ın “Badeci Şeyhin Sır Odası” adlı kitabından bahsedince Mehmet ve İsmet hayretle ve inanmaz gözlerle bana baktılar, ben de kitabın doğrudan mahkeme aşamasındaki iddia ve savunmalarından meydana geldiğini söylemiş idim. Baktım bu 2 arkadaşım ziyadesiyle merak buyurdular hemen ikisine de internet kitap evlerinin birinden mezkûr kitabı satın alıp hediye etmiştim. Mehmet’ten inanılmaz geri dönüşler aldım…
Başta Mehmet olmak üzere artık aramızda olmayan tüm dost ve tanıdıklarımızı saygı ve hürmetle anıyorum…









0 Yorum