SAKIN ÇOK ÜZÜLMEYİN... VARLIĞIMIZ BİLE YETER
*-YAPTIKLARIMIZ- YAPAMADIKLARIMIZ Önce Yaşar Çalışkan’dan söz edeyim: Yaşar Çalışkan ‘Son zamanlarda okuduğum en yerinde yazı’ diyerek bizimle paylaşmış; ‘Yirmi yıl sonra yaptıklarımızdan çok, yapmadıklarımız için pişman olacağız! Gezmeye para harcamaktan korkma! Asıl korkman gereken: Yıllar sonra geçmişe baktığında gittiğin tek yerin iş olduğunu fark etmendir. Harcamadığın para, kullanmadığın eşya, gezip görmediğin yer senin değildir. Kıyamadığın her şey senden sonra başkalarının hoyrat ellerinde eskir. Vaktin varken yaşa! Hayat sonraları sevmez!”
*- UZUN YAŞAYANLAR
Söylenene göre Japonların uzun yaşama sırları şunlara bağlı:
Birincisi;
Daima aktif olacaksın, ‘emekli’ olmayacaksın, aklından bunu çıkaracaksın.
İkincisi;
Acele etmeyeceksin, sabırlı olacaksın…
Üçüncüsü;
Karnını asla tam doyurmayacaksın…
Sırasıyla devam edeyim:
Etrafında iyi dostlara yer açacaksın, egzersizler hayatının bir parçası halinde olmalıdır, gülümsemeyi bileceksin, isteklerine kavuşmak için çabalayacaksın, anı yaşamayı bileceksin, hayatında farklı alternatifleri bulunduracaksın ve doğayla iç içe bulunacaksın…
Bu on madde belirtildiğine göre uzun ömürlü olan Japonların yaşam sırları…
Bir zamanlar bizde yani Türkiye’de en uzun ömürlü insanların Aydın’ın Nazilli ilçesinde yaşadıkları belirtilmişti.
Aynı şekilde Manisa’nın üzüm merkezi Sarıgöl ilçesinde ve civarında 100 yaşını aşan özellikle kadınlarla söyleşiler yapan değerli insan Vehbi Sarıhan öğretmenimizin yazılarını okumamız lazım.
Sanıyorum bu öğretmen- araştırmacı- yazar Vahbi Sarıhan da, yaptığı söyleşilerin fotoğrafları ve bilgileri arşivinde vardır. Bunları kitap haline getirirse, özellikle gençlerimizin yol haritalarına katkısı çok olur.
Umarım Manisa’nın Sarıgöl ilçesinden Vehbi Sarıhan öğretmenimiz de bu önerimizi okur ve değerlendirir.
Ne güzel söylemiş Aziz Nesin;
“Bir insanı severken yormayın,
Nasıl olsa seviyor diyerek incitmeyin,
İnsan zaten en sevdiğine kırılır…”
Şu kalsın aklınızda:
“Yürekten uğurlanan insan tekrar ağırlanmaz…”
Mutluluğun sırrı özgürlüktür.
Özgürlüğün sırrı ise cesarettir…
*- ATEŞ AKKOR ESERİYLE ANIMSATTI
Şimdi gelelim Yaşar Usta’ya,,,
Yani Münir Özkul’a…
Büyük Fotoğraf Sanatçısı olarak tek kabul ettiğim Ateş Akkor anımsattı..
‘Yaşar Usta’ Yeşilçam’ın unutulmaz karakterlerinden biridir ve “1975 yapımı ‘Bizim Aile’ filminde” Münir Özkul tarafından canlandırılmıştı.
Film, Ergin Orbey’in yönetmenliğinde Arzu Film tarafından çekilmiş, senaryosunu Sadık Şendil yazmıştı.
Karakterin Hikâyesi şöyle:
‘Yaşar Usta’, üç çocuğuyla dul kalmış, eşinin ölümünden sonra kimseyle evlenmeyen, çocuklarına hem annelik hem babalık yapan fedakâr bir babadır.
Aynı mahallede yaşayan ‘Melek Hanım’ da üç çocuğuyla dul kalmıştır. Mahalleli, bu iki yalnız insanın birbirine uygun olduğunu düşünerek onları evlendirir.
Böylece iki aile birleşir, ancak altı kardeşin bir arada uyum sağlaması kolay olmaz.
Film, bu süreçte yaşanan çatışmaları ve sevgiyle aşılmasını konu alır.
Şimdi anlatıma, ’Kültürel Önemi’ni belirterek devam edelim:
Yaşar Usta karakteri, Türk sinemasında ‘fedakârlığın, dürüstlüğün ve babacanlığın sembolü’ haline gelmiştir.
Münir Özkul’un oyunculuğu sayesinde bu rol, halk arasında ‘iyi aile babası’ imajıyla özdeşleşmiş ve Yeşilçam’ın en sevilen ‘baba’ figürlerinden biri olmuştur.
*- EN BÜYÜK SENSİN, UNUTMA, BÜKÜLME!
“Sen mi büyüksün, ben büyüğüm” sahnesi ise hâlâ hafızalarda yer eden, otorite ve sevgi arasındaki dengeyi gösteren unutulmaz bir replik olarak bilinir.
Şunu da belirteyim:
‘Yaşar Usta’ Yeşilçam’in en önemli figürüdür, kabul ama Yeşilçam’da başka ‘baba’ figürleri vardır. Örneğin ‘Hababam Sınıfı’ndaki Mahmut Hoca gibi.
Bunları karşılaştıranlar da olmuştur.
Ama Münir Özkül’un ‘Yaşar usta’lığı hafızalarda ilk yeri hep tutuyor.
Bu kadar yazıdan sonra kendime yani ‘Yaşar Eyice’ye gelelim…
Bu benzetme ise Ates Akkor’un eserinde yaşatılmış.
“Ateş Akkor, Yaşar Eyice ile birlikte…” denilerek sosyal medyada bir görüntüde ‘Yaşar Usta- Münir *Özkul” ile 60 yıldır her gün okuyucularıyla bulaşan ‘İzmirli Gazeteci Yaşar Eyice^yi buluşturmuş…
Masasın başında oturan Yaşar Eyice’ye bir sorununu anlatan Münir Özkul (Yaşar Usta) şöyle demektedir:
"beyim sana bir çift sözüm var ...
Al bu kalemi ve yaz bakalım:
‘Ben Yaşar Eyice...
Yaşar ustanın da benim kadar büyük olduğunu kabul ediyorum.
İkimiz de büyüğüz..." diye yaz…”
Ben de sevgili ve değerli Ateş Akkor ustanın bu harika emeğine şunu ilave ediyorum, fırsatı değerlendirerek:
‘Bizler hepimiz büyüğüz… Bizden büyük sadece Allah vardır.
Çalıştığım önemli gazetelerde ve özetle medyaya aldığım gençlere (Çoğu şu anda bile çok ünlü gazeteci- yazar) şöyle demiştim.
‘Ben en büyük gazeteciyim, benden büyük sadece Allah var.
Sence en büyük kim?
Karşımdaki genç, belki heyecanla belki de şaşkınlıkla ‘Sen büyüksün!’ deyince, ‘Hayır- Sen en büyük benim, benden sonra sensin’ demelisin. Kendine, bilgine güvenin tam olmalı, yoksa hep ezik kalırsın..’ derdim.”
Bu benim söyleşilerde hep konu yaptığım bir olaydı…
Kendine güvenen ve cesareti olan hep kazanır….”
*- ANTALYA’DA GÖRÜNTÜLEMİŞ
Yücel Tuzcuoğlu Antalya’dan fotoğrafıyla birlikte göndermiş:
“Güzel çocuk biraz hüzünlü sanki!
TEŞEKKÜRLER TERRACTY..
Sağnak yağmur ve soğuk hava var bugün Antalya da…
Bu güzel can Terracty Avm ye girmiş ve güzel, yumuşak koltukta dinleniyor, biraz da hüzünlü gibi..
Terracty Avm yönetimi kapılarına gelen kedi ve köpeklerin içeri girmesine, yatmalarına izin veriyor…”
Çok teşekkürler ediyorum sevgili Yücel Tuzcuoğlu’na…
Umarım örnek olur diğer işletmelerimize de…
Ben benzer uygulamayı İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesinde ve Beşiktaş Belediyesi’nin Etiler’deki ‘Aydın Barka’ Parkındaki adını şu an unuttuğum Park kafeteryasında gördüm.
Yazıya ilave edeyim:
Erol Bey de, Bodrum’dan gönderdiği fotoğrafları gönderip altlarına şu notu iliştirmiş:
"Ülkemizin barajları boşaldı.
Toprak ana su ister!
İnşallah daha ciddi durumlar yaşamayız!
Kalın sağlıcakla…”
Erol Bey, sel felaketleri ve kayıplarımızı da ele alıyor…
Ama yağmurun şart olduğunu vurgulamak isliyor.
Hepimiz ‘İklim’ sıkıntılarını ve nedenlerini, ilgisiz yöneticileri re biliyoruz.
Şimdi gidelim Manisa’ya…
*- ENGELLİLER İÇİN ÇIRPINAN BİRİ…
Fidel Severcan tanıdığım en efendi, saygın, usta kameraman ve haberci – yazarlarımızdan biri,,.
Fidel Severcan kadar engelli ve ihtiyaç sahibi olanlarla ilgilenip sorunlarına çare bulmak için çırpınan bir ikinci kişiyi tanımıyorum.
Dost canlısı ve mesleğinin zirvesinde olan meslektaşım Fidel Bey, şu anda önemli bir medya grubunun başında bulunuyor.
Fidel Severcan yalnız Manisa değil, tüm Ege meraklılarını ilgilendiren konuyu ele almış, Manisa’nın şifa dağıtan Mesir macununu…
Özetle paylaşayım:
“Tanık’tan yeni hamleler!
Manisa Mesir Derneği Başkanı Ufuk Tanık, yönetimiyle birlikte, Manisa turizmini ve mesir macununu dünyaya yapay zekâyla tanıtacak hamleler başlatacak.
Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarında, anlatımı ve tavrı, ilgisiyle ziyaretçilerin gönlüne giren Ufuk Tanık, mesir macununun tarihi özelliklerini ve Manisa turizm yörelerini coşkuyla anlatıyor.
Turizm fuarlarında Manisa’yı tanıtmak için etkin organizasyonlar içinde yer alacaklarını söyleyen Ufuk Tanık, ”Bu yıl Manisa 485.mesir festivalini Nisan ayında başlatacaklarını, Dünyanın birçok ülkesine davet gönderildiğini” bildirdi.
Mesir macununun halka 27 Nisan Pazar günü saçılacağını da bu arada Sadık Severcan’dan öğrenmiş olduk…
*- MANİSA İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ
Manisa Mesir Macunu’nun Tarih, Kültür ve Lezzet olduğunu belirten Sadık Severcan, Mesir Macunu’nun, Türkiye’nin Manisa şehriyle özdeşleşmiş, köklü bir kültürel miras olduğunu belirterek, ‘Hem tarihi hem de geleneksel yönleriyle’ dikkat çekiyor.
Belirttiğine göre;
Mesir Macunu, 16. yüzyılda Osmanlı döneminde ortaya çıktı.
Rivayete göre, Merkez Efendi tarafından Hafsa Sultan’ın hastalığını iyileştirmek için hazırlanmıştı.
İlk versiyonları tatlı değil, daha çok baharatlı bir karışım şeklindeydi.
Mesir Macunu, 40’tan fazla baharat ve bitkiden oluşan özel bir karışım.
Hem tatlı hem de şifalı yönleriyle biliniyor.
Bu arada ben de bir hatıramı belirteyim:
Mesir Macunu dağıtım öncesinde dernek tarafından çalıştığım İzmir gazetesine de ikram ve tanıtım amacıyla getirilmişti.
Keyifle yerken, macunu ısırdığımda herhalde çürümüş bir dişimi de çekti, çıkardı.
Bana da sonra yaptırmak kaldı.
Bu macera sonrası yıllarca elime almadım ama sonraları şifasını bildiğim için kontrollü olarak emerek yemeye başladım.
Sadık Sevarcan’ın ağzından devam edeyim:
“Her yıl Manisa’da Mesir Macunu Festivali düzenlenir.
Festivalde Sultan’ın iyileşmesi canlandırılır, halk oyunları oynanır ve halka mesir macunu saçılır.
2010’da UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alındı.
2024’te Avrupa Birliği tarafından ‘coğrafi işaret tescili’ alınd
Mesir macunu, sadece bir tatlı değil; Manisa’nın kimliğini, Osmanlı’dan günümüze taşınan bir geleneği ve toplumsal birlikteliği simgeler.
Hem şifa arayışı hem de paylaşım kültürüyle halk arasında güçlü bir anlam taşır…”
*- OKUYUCULARIM YAZMIŞ
Az önce fotoğraf ustası Ateş Akkor’un benimle ‘Yaşar Usta- Münir Özkul’u birleştiren fotoğrafından ve yazdığı ‘Fotoğraf altını’ paylaşmış, affınıza sığınarak, kendi kendimi taçlandıran birkaç satır yazmıştım.
Bu arada Mehmet Adalıoğlu’ndan şu yazıyı aldım.
Daha doğrusu tesadüfen gördüğüm sevgili ve değerli (henüz tanışmadığım) Mehmet Adalıoğlu’nun yazısını birlikte okuyalım:
“Sevgili Yaşar Eyice
Ülkemizdeki Yaşayan İnsanların çok büyük bölümü Cahil olunca okumuş Cahiller dahil, Eğitimsiz Ahlaksız (geniş manada) olunca Ülkemizdeki dertler zor biter zor düzelir.
Biz yine de Ümitli olmaya devam edelim.
Sevgiler Selamlar…”
Bu satırlar birkaç gün önce yazdığım bir makalenin içinde aldığım bir konu ile ilgili bir yorum.Şimdi sevgili Mustafa Bulan’ın bir yorumunu ele alalım:
Mustafa Bulan benim ele aldığım bir konu ile ilgili önemli bir yorum yapmış.
Bence Mustafa Bulan’ın bu yorumu özellikle yetkililer ve siyasetçilerimiz tarafından da ele alınmalıdır:
Şimdi sözü Mustafa Bulan beye veriyorum:
“Sayın Eyice sizi bir kez daha tebrik ediyorum.
İlk defa bir gazeteci yolsuzluk incelemesinde banka istihbaratçılarının da görev alması gerektiğini yazdı. (Benim yazımla ilgili)
Emekli bir bankacı - Mali Tahlil ve İstihbarat Uzmanı olarak bunu çok doğru buldum.
Bankalarda Mali Tahlil Uzmanlarının ya da analistlerinin çalışma yöntemleri çok farklı.
Ayrıntıya boğulmadan çok basit ve yalın düşünürler.
Çok fazla defter kayıtlarına girmeden bile, bir bilanço ve mizan hareketlerinden yola çıkarak, çok tespitler yapabilecek yeteneğe ve yöntemlere sahiptirler.
Gerisini de sözleşmelere ve maliyet araştırmalarına bakarak getirirler. Ama ne var ki bu alanda yetişen uzmanları firmalar da devleti yönetenler de pek sevmezler.
Çünkü sorun çıkarırlar…(!)”
Değerli okuyucularım, sevgili Mustafa Bulan’ın da belirttiği gibi, ben yazımda konuya girmiştim.
Konu İzmir’deki belediyelerin Ankara genel merkezlerinden gönderilen iki parti müfettişi ile hesaplaşmaya alınmalarıydı.
Ben de ‘Bunlar yani görevlendirilenler hiçbir şeyden haberdar olmadıklarını, akşamları da siyasetçilere has bir şekilde sözde değerlendirdikleri başkanlarla yiyip içip eğlendiklerini’ ele almıştım.
Yani başkanları yetersiz, bilgisiz, hesapsız olduklarını belirleyemedikleri gibi yanlış puanlama yaptıklarını anlatmaya çalışmıştım bu yazımda.
*- TRAFİK KANUN TEKLİFİ .
Trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanunla kırmızı ışık ihlalinden, seyir halinde cep telefonu kullanımına, hız sınırı ihlalinden kavşaklarda geçiş önceliği kurallarına uymaya kadar birçok trafik cezası ağırlaştırıldı.
Umuyorum uyanlar olur ne kendileri ne de başkalarının sıkıntı yaşamalarına neden olmazlar.
Ben şimdi yine araştırmacı olduğunu düşündüğüm Erkan Ayan’ın herkesi ilgilendiren şu yazısına dikkat çekeyim:
“Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından ‘Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma’ başlıklı bir rapor yayınlandı.
Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve ‘İkinci Büyük Ayrışma’nın tetikleyicisi olabilir.
Bahse konu rapora yakından bakalım;
Rapor Kenneth Pomeranz'ın ‘Büyük Ayrışma: Çin, Avrupa ve Modern Dünya Ekonomisinin Oluşumu’ başlıklı kült eserine yapılan bir atıfla başlıyor:
“Yüzyıllar boyunca, dünyanın ekonomilerinin büyük bölümü benzer ölçüde yavaş bir hızla büyüdü.
Ancak Sanayi Devrimi ile birlikte bir “Büyük Ayrışma” meydana geldi; sanayileşen ülkeler, dünyanın geri kalanına kıyasla büyümelerini hızlandırdı."
Sanayi Devrimi dünyayı "üretenler" ve "izleyenler" olarak ikiye bölmüştü.
Rapora göre tarih tekerrür ediyor:
"Büyük Ayrışma" yapay zeka üzerinden geri döndü.
*- AMERİKA’DAKİ YAPAY ZEKA RAPORU
Rapor, ABD'nin "Yapay zeka yarışını biz başlattık, biz kazanacağız" doktrininin bir manifestosu niteliğinde
Küresel GSYH'deki durgunluğa inat ekonomide yapay zeka odaklı bir büyüme yaşandığı ve ABD'nin de öncü olduğu iddia ediliyor
Bunlar ayrıca sayısal ve ampirik verilerle destekleniyor.
ABD'de kümülatif özel sektör yapay zeka yatırımı (470) milyar doları aşarken, tüm AB ülkeleri toplamda (50) milyar dolarda kaldı.
Avrupa, regülasyonlarla uğraşırken ekonomik ağırlığını kaybediyor (1980'de dünya GSYH'sinin %27'si -> 2025'te %14).
Rapora göre AB, dijital çağın "müzesi" olma yolunda.
Çin bir dev, ama "bağımlı" bir dev.
Raporun en çarpıcı tespiti: Çin'in yapay zeka modellerinin neredeyse tamamı, Amerikan donanımı üzerinden eğitiliyor.
ABD, küresel hesaplama kapasitesinin %74'ünü elinde tutuyor.
OpenAI ve Anthropic'in gelir artış hızı, Google ve Amazon'un "altın çağlarını" bile gölgede bıraktı.
Sektör lineer değil, katlanarak büyüyor.
Eğitim maliyetleri her yıl 2.4 kat artarken, model yetenekleri tavan yapıyor.
Bu, sermayesi olmayanın oyun dışı kaldığı bir lig.
*- İŞSİZ KALMAZSINIZ!
Rapor giderek popülerleşen "Yapay zeka işimizi alacak mı?" sorusuna ise Jevons Paradoksu ile yanıt vermiş.
Verimlilik arttıkça, kaynağa (emeğe) olan talep azalmaz, bilakis artar.
Yapay zeka, işleri yok etmiyor aksine onları "dönüştürerek" talebi patlatıyor argümanı savunulmuş.
Yeni Petrol: Elektrik.Veri merkezleri, 2028'e kadar ABD elektriğinin %12'sini yutacak.
Nükleer enerji ve doğal gaz erişimi olmayan ülkeler, yapay zeka yarışında start çizgisini bile geçemeyecek.
Enerji hakimiyeti = Yapay zeka hakimiyet
ABD; Japonya, BAE ve stratejik müttefiklerle "Silikon Barışı" (Pax Silica) adında bir blok kurdu.
Tedarik zincirini kontrol eden bu blok, dışarıda kalanları teknolojik izolasyona itiyor.
G7 ülkeleri ortalama %1.1 büyürken, Pax Silica üyeleri %2.5 büyüyor.
Rapora göre eğer yapay zeka sadece dar çerçevede "uzmanlaşmış" kalırsa büyüme hızlanır.
Ancak AGI (İnsan seviyesi yapay zeka) gerçekleşirse? Ekonomistler, büyümenin yıllık %45'e fırlayabileceği, bildiğimiz iktisat kurallarının çöktüğü bir "tekillik" senaryosunu da dışlamıyor..”
*- İSİMLERİ UNUTTUM
Kısa adı BANGİAD olan Bandırma Genç İş İnsanları Derneği bir toplantı düzenlemiş ve genç iş insanlarının üyesi oldukları bir federasyonun yönetim kurulunu Balıkesir’de yapmalarını sağlamış.
Haber şöyle:
“BANGİAD olarak, üyesi olduğumuz EGİFED Ege Genç İş İnsanları Dernekleri Federasyonu’nun bu ayki Yönetim Kurulu Toplantısı’na Balıkesir’de BAGİAD ev sahipliğinde gerçekleşti.
Toplantıya Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Kürşad İpek ve Genel Sekreterimiz Sn. İsmail Parlayan katılım sağladı.
Toplantı öncesinde bölge ekonomisine değer katan önemli kurumlara bir dizi ziyaret gerçekleştirdik. Bu kapsamda; Balıkesir Ticaret ve Sanayi Odası, Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ve Balıkesir Ticaret Odası ile bir araya gelerek iş dünyasının mevcut durumu, bölgesel kalkınma vizyonu ve genç iş insanlarının ekonomiye katkıları üzerine verimli istişarelerde bulunduk.
Ardından, BAGİAD dernek binasında aylık Yönetim Kurulu Toplantımızı gerçekleştirdik.
Nazik katılımları ve yapıcı katkıları için EGİFED Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ederiz.
BANGİAD olarak; bölgesel iş birliğini güçlendiren, ortak aklı büyüten ve genç iş dünyasını geleceğe taşıyan çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.”
*-









0 Yorum