"ŞEFKAT"
Günaydın Can-Canlarım; Arkadaşımdan bir gönderi geldi, dağıttım dağıtabildiğim kadar, ama anladım ki, hala paylaşmak isteği dürtüyor yüreğimi! Ben de yüreğimin sesini dinleyeceğim, çok kere olduğu gibi...evet duygusalım, çok kere duygularım, aklımı çeliyor kabul ediyorum, ancak artık olgunum ya, yaş kemale erdi ya, sanki kendimi zora düşürecek hatalar yapmam gibi geliyor...ve inanın yapmıyorum eskisi gibi! Daima dürten, ikaz eden bir içgüdüye sahibim hamdolsun...
Evet, yazı İsmet Emre'ye ait ve Türk Dili Dergisi Mart 2020'de, yayınlanmış:
*Küçük bir bakışa tutunmuş büyük bir yürek, büyük bir yüreğin peşine takıldığı küçücük nefestir şefkat. Aşk başlatır, sevgi yürütür, merhamet garanti eder, şefkat çiçek açtırır. Aşk ol der, sevgi oldurur, merhamet sürdürür; şefkat aşkla, sevgiyle, merhametle bakar durur...*
Ne kadar güzel söylemiş İsmet Emre! Şefkat göstermek her babayiğidin harcı değildir...zaaf olarak bilirler o gücüyle kilitli kapıları, anahtarsız açan ''ŞEFKAT'i''. Halbuki, hiçbir maddi külfeti olmayan, kolayca taşınabilen, yerine göre dağıtılan, yükte hafif, gücü tahayyül edilemeyecek kadar etkilidir. Ağlayanı, güldürür, dertliyi neşelendirir, kararmış yürekleri ışığıyla açar, anlık bile olsa, gün yüzüne çıkartır. 'O'nu dağıtana, külfet de getirmez! Kuş gibidir, kelebek etkilidir dokunduğu ihtiyaç sahiplerine, anlık bile olsa derdini unutturur, ta ki, bir melun ve gaddar, tekrar başlatana kadar. Yerinde gösterirsen bedavadır ha! Sen sadece, yüreğini açar gösterirsin, o yürekten uçuşarak çıkan kelebekler vazifelidir. Yalnız olmadığını, o'nu düşünenlerin, sevenlerin, anlayış gösterenlerinde olabileceğini hissettirir o biçareye. Sadece bir gülücük, bir sırt sıvazlama, içten gelen pozitif enerjinin dürtüsüyle bir dokunma, yeter vallahi karşınızdaki, karabulutların üstüne çöreklendiği biçareyi, sevindirmeye, gününü aydınlatmaya....
Sevgi'nin, şefkatin, anlayış teatisinin açamadığı kapı yoktur bence. Çilingirdir bu kelimeler, yükte de pahada da bedavadır, çünkü dağıtan kişide ki fazlalıklardır, gönül alışverişidir, fiş istemez, fatura kesilmez. Yani bu güzel duyguyu dağıtmaktan çekinmeyin. Hem kendiniz, etkilerini gözlemleyerek gurur duyun, hem de ihtiyacı olan kişiye yalnız olmadığını, onu da düşünen, seven, anlayan birilerinin olduğunu hissettirin, hissettirin ki, bu hisler insanlık vazifesini yapmış bir kişi olarak sizleri tatmin etsin.
Kökeninde, sevgi, merhamet ve yardım duygularının olduğu bu sihirli kelimeden yoksun olarak büyümüş olanlar, melallerini her ne kadar gizlemek isteseler de sürekli açık verirler. Zira, anlayıştan yoksundurlar, ezik oldukları için, başkalarını sürekli ezmek isterler, yüreksizdirler, etraflarında kendilerini koruyacak unsurlar olmadıkça, emniyet hissinin yokluğunu başkalarına yüklerler. Kuvveti görünmek isteyen ama sürekli açık veren zavallılardır. Sıhhatli düşünmekten acizdirler, çünkü korkaktırlar, şefkat kalkanından yoksun olmaları, hep yanlarına bir korumacıya muhtaçtırlar, kuvvetli görünen, kudretsizlerdir. Ve kendilerini ancak etraflarındaki etten duvarlarla koruyabileceklerine inanmışlardır, zira yaptıkları kötülüklerin fevkalade farkındadırlar...ve bu konu böyle uzayıp gider...
Halbuki, ''şefkat'' duygusunu bilenler, benimsemiş olarak taşıyanlar, karşılarına çıkan bu yoksunların verdikleri açıklarla ancak acıma ve hiddet duygularını gösterirler, o da değerse tabii...değmeyen o kadar sapkın var ki....









0 Yorum