Telefon
WhatsApp
Seveceksin, sahipleneceksin, dozunda!

Ve söylediği gibi de yaptı sanırım...Öyle ya, William Shakespear'in dillere pelesenk olmuş; ''to be or not to be'' sözünü, 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirdiğinden, hayata olan tutkusunu, bazen pervasız gibi gelen sözlerinin içinde kaybolduğunuz zaman ne kadar haklı olduğunu hissetmemek mümkün değil. Adeta her mısra ardından duraklatarak düşündürüyor...bir mısraya bir yaşam sığdırıyor gibi, anlamlı, duygulu ve pervasız, çünkü kocaman bir yüreği var, o yüreğe sığdırdığı hislerini de o kadar güzel bir şekilde hissettiriyor ki, edebiyat dersinde çok iyi olmuş olmanız lazım değil...hayatı sevin, sözlerinin derinine inin, kısacası onun gözünden sözlerinden görün dünyayı, pozitif olmak için yeter de artar...

***Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    'O olmazsa yaşayamam' demeyeceksin. Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü öyle beylik lafları etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    Senin onu sevdiğinden çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Hatta elini, ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin 
     İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Güneşi, ayı, yıldızları...
    Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak.
    ''O benim'' diyeceksin mutlaka sana ait olmasını istiyorsan 
     birşeylerin...
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi...
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın.
    Ucundan tutarak...*
  
    Hayata bağlılığın, tutunarak ayakta kalmanın özeti...Seveceksin, sahipleneceksin, dozunda! Sıkmadan, boğmadan ki, kaçırmayasın...kaçarsa ne olur? De mi? Olmaz bre kurban...sonra başkasını yedeklersin, gelen gideni aratır! Ne me lazım! Sarıl sen alışık olduğun sevdiceğine! Ayrıca daha iyisini bulacağının garantisi yok biliyorsun...Hem bir de kendini ölç biç bakalım! Sen hak ediyor musun sevdiceğini? Tutkulu musun, yoksa maymun iştahlı mı? Belki de kendini çok büyük ve yeterli görüyorsundur...Bir düşün bakalım, hak ediyor musun, kırmadan, incitmeden, ölçüyü aşmadan şaşırmadan??? Eğer bütün cevapların müspet ise, buyur canım, dükkan senin! Ama bir gün pusulayı şaşırırsan, ayvayı yediğinin resmidir! Çekiverirler altındaki tahtı! Dev aynası yerine, sürünerek bulursun kendini...
     He valla! Hayatın hakikatleri her zaman bal tadında değil, bazen diline bile değdiremezsin, kavrulur, şişersin, incinirsin kurban! Hem de bir daha aynı tutkuyla hiçbir şeye bağlanmayacağına yemin edersin...Ama bizde amiyane ancak çok gerçek bir halk sözü vardır;
*tavuk götü tövbe tutmaz!* diye, acıya rağmen tekrar edere durursun...

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği