ŞİMDİ İYİLİK ZAMANI...
*- KÖYLÜDEN ‘KIRMIZI KART!’ Sayfa düzenleyicisi, yani güncel haberleri bize sunan emekli gazeteci Melih Dizdaroğlu’nda öğrenmiştim; Urla Belediyesi’nin yeni ‘pırıl pırıl’ dediğimiz cinsten hizmet araçlarını hizmete soktuğunu… Sadece İstanbul’dan 40 binin üzerinde yeni komşular edinilen Urla, son yıllarda sinemadan- tiyatroya, edebiyattan- medyaya birçok tanınmışı ‘kadrosuna’ aldı. Peki bu kadar yoğunluğu, hizmette karşılamak mümkün mü? İşte ağırlığın bir kısmını bu yeni araç ve gereçlerle karşılamaya çalışacak, Kayyumlardan sonra seçimle işbaşına gelen belediye başkanı. Birkaç gün önce yine Nesrin- Melih Dizdaroğlu çiftinden bir köylünün feryadını duyurmuştum. Halkın soğukta ibadetinin önlenebilmesi için köy camisine 60 bin lira değerinde iki klima alınması gerekiyor. Köylüden toplanan para sadece 10 bin lira… Camii derneğinin bir yetkilisi ne diyordu aleni; ‘Urla’nın nimetlerinden yararlanan bu zenginleri yazın denize sokmayalım!’ Böyle bir şey olmaz, olamaz! O dernek yöneticisi de biliyor. Ama derdini nasıl dillendirecek, dikkat çekecek? ‘Urla’ya yerleşen zengin 40 bininin üzerindeki İstanbullu ve diğer kentlerden gelen yeni yerleşik düzene katılanlara böylece ‘kırmızı kart’ göstererek… Şu ana kadar ne Diyanet’ten, ne belediyeden, ne de kurumlardan bir ses çıkmadı. Teravih namazını kılan, cemaatin halini siz düşünün?
*- YÜREĞİMİZDEKİ İYİLİK YÜKSELTİLMELİ
Bu mübarek ayda ne yapmalıyız?
Tabii ki, öncelikle ‘Yüreğimizdeki iyiliği’ çoğaltmalıyız.
Allah kabul ederse yüreğimizden dua etmeliyiz.
Ülkemizde yoksulluk olmasın, işsizlik olmasın.
Hiçbir can acı çekmesin, eziyet ve kötü gün görmesin.
Allah türlü felaketten, afetten, kötülükten güzel ülkemizi, güzel şehrimizi, güzel insanlarımızı korusun.
Dualarımızla, yüreğimizdeki iyiliği çoğaltmalıyız.
Bu kutsal Ramazan ayında, biliyorum ki, ‘Hepimizin iyilik istediği, iyiliği paylaşarak çoğaltmayı çok istediğimiz’ bu ayda inşallah, bizlere hizmet için makamlarında oturanlara da Allah güç versin ki, kendilerini yanı başımızda üretken olarak görelim.
Doğru dürüst organizasyonlar yapsınlar, yardım çığlıklarını duysunlar.
Projelerinin ayağı yere değsin.
Hep beraber daha mutlu günlere gidip, görelim…
Düşünce ve inançta birlikte olalım…
Dayanışma ortamımız, paylaşımlarımız olumlu ve düzgün bir şekilde dev devam etsin.
Erzak kolileri gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşsın, eşe dosta, bazılarına yakın olanlara değil.
Unutmayalım.
Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.
Bu şiarla hareket edersek, kısa zamanda dar gelirli yurttaşımızın kalmadığını tanık oluruz.
Ramazan ayı hayırlara vesile olsun.
Bildiğim kadarıyla İzmir’de, ‘Dayanışma Noktaları’ aracılığıyla günde 15 bin kişiye sıcak yemek dağıtılıyor.
Bu rakamın çok daha büyüğünün İstanbul ve Ankara’da olduğunu düşünürsek, aramızdaki ihtiyaç sahiplerinin aşağı yukarı çıkarabiliriz.
Belediyelerimizin dışında ne yapabiliriz, ‘fitre ve zekatlarımızı’ kimlere verebileceğimizi muhtarlar gibi semt bakkallarımızdan öğrenebiliriz.
‘Bir elin verdiğini diğer el görmeyecek!’ şekilde, bakkallara borcu olanların borçlarının bir kısmını sildirebilmek de her halde, bir çocuk okutmak kadar yararla, faydalı ve üstün ibadet sayılabilir.
Az kalsın unutuyordum;
Ramazan Bayramı’nda sosyal takip sistemine kayıtlı 50 bin İzmirliye bin lira olan ve toplamda 50 milyon TL’ye tekabül eden nakdi yardım sağlanacak.
Ayrıca 50 bin vatandaşa gıda paketi dağıtılacak.
*- YENİ PARTİ 41 OTOBÜS
Bu arada, İzmir’de hareket gözle görülür bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pazartesi yani yeni hafta ile birlikte İzmir merkezde de, ESHOT Filosuna katılacak, yüksek güvenlikli 41 yeni otobüsün hizmete alınma töreni yapılacak.
Bu arada Urla, başta olmak üzere birçok belediyeye duyuru yapayım:
Karabağlar’da çukurlara anında müdahale başladı, ‘Asfalt yama robotu’ sahaya indi!
İzmir’in en büyük ilçesi Karabağlar’da, ulaşımı kolaylaştıracak yeniliklere imza atıyor.
Sürücülerin en çok zorluk yaşadıkları yollardaki çukurlar, asfalt yama robotuyla kısa sürede kapatılmaya başlandı.
Çalışmalarına Eskiizmir Caddesi’nde başlayan ‘asfalt yama robotu’ ilk asfalt serim işlemiyle birlikte Karabağlar’da hizmetine başladı. Rutin asfalt çalışmaları mahallelerde sürerken, yollarda acil müdahale gereken durumlarda asfalt yama robotu devreye girecek.
Geleneksel yöntemlere kıyasla daha az iş gücü gerektiren ve malzeme tasarrufu sağlayan bu sistem, hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sunuyor.
*- ASIRLIK KAYNAK SUYU
İstanbul’un nasıl ünlü ‘Hamidiye Suyu’ varsa ve dağıtımını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ‘Cam bidonlarla’ yapıyorsa İzmir’in ünlü Yamanlar ve Bornova kaynak sularından sonra ‘Şaşal Su’ da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetine geçti.
93 yıllık bir Cumhuriyet markası olan ve atıl haldeyken İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden kente kazandırılan Şaşal Su, yeni dönemde daha fazla İzmirliye ulaşacak.
Belediye iştiraki İZDOĞA AŞ tarafından işletilen Menderes’teki Şaşal Su
Haftanın 6 günü 24 saat üretim esasıyla 3 vardiya çalışılan tesiste toplam 39 personel mesai yapıyor.
Şaşal suyunun İzmir’in kullanımına açılması, 1926 yılında dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik’in projelerinden biri olarak hayata geçirildi.
Şaşal suyu ilk olarak, Dirik’in teşebbüsleri ile kurulan “Memurlar Kooperatifi” tarafından 1932 yılından itibaren damacanalarla şehre taşındı.
1945’te Şaşal suyunu mühürlü damacanalar ve şişeler içinde satma hakkı, İzmir Çocuk Esirgeme Kurumu’na devredildi.
Menderes Şaşal köyü sınırlarında Tahtalı Barajı Havzası orta mesafeli koruma alanı içerisinde kalan kaynak suyu için, İzmir İl Özel İdaresi tarafından 12 Eylül 1983’te Kaynak Suyu ve Şişeleme Tesisi ruhsatı alındı.
Kaynak suyunun satışı İzmir İl Özel İdaresi tarafından cam şişelerde yapıldı.
Bir süre özel sektör tarafından işletilen tesis, uzun yıllar atıl kaldıktan sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yenilenerek hizmete alındı.
*- PARA EDENLER; SU ve TAŞ!...
Umarım ‘Şaşal Su’ piyasada istedikleri şekilde cirit atanlara ‘kamçı’ görevi yapar.
Şöyle bir örnek vereyim:
Geçenlerde İstanbul’da, mahalle bakkalından 90 liradan aldığım 19 litrelik pet şişe suya, bir anda 30 lira birden zam geldi.
120 lira oldu.
Yabancı firmaların işlettiği diğer ünlü markalardan söz etmiyorum…
Bu söylediğim yeni tarife Ramazan’dan bir hafta önce yürürlüğe sokuldu.
Öyle ki, akaryakıta gelen zamla birlikte su üreticileri de fiyatlarını anında, ‘bir kuruş’ yerine 30 lira birden yükseltiyorlar.
Aradaki büyük değil ‘dev’ ayarlamadan kazanılan kazancı artık siz hesap edin.
Hangi su firması damacana suyunu fiş karşılığı satıyor?
Maliye bunları kontrol altına alsa, devletimizin kazancını düşünün…
Bu de yol olur, köprü olur, çeşme olur…
Çok iyi anımsıyorum;
Gençlik yıllarımda Türkiye’nin kaliteli karo taşlarını imal eden tek ve en önemli Firması ‘Famerit’ idi.
Famerit firmasının üretimleri yalnız Türkiye değil yurt dışında da kabul görüyordu.
Emekli öğretmen, girişimci Seniha- Hakkı Mecik ile İzmir Fuarının Kuruluşunu yapan Dr. Behçet Uz ile tavla oynadıkları sırada sohbet edip, söyleşi yapmıştım.
Hatta o günlerde, bir ünlü gazeteci, köşe yazısında ‘Rahmetli Dr. Behçet Uz’dan söz etmiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle kurduğu İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark ile İzmir’in çağdaş yapısını nasıl kurduğunu anlatmıştı.
‘Rahmetliye (!)’ Dr. Behçet Uz’a takılmış, ‘Tavla oynamak için mi, geri geldiniz?’ diye takılmıştım.
Konumuz bu değil…
Konumuz;
Aile anlaşmazlıkları nedeniyle şimdi olmayan bu dev kuruluşun sahibi Hakkı Mecik söyleşide şöyle demişti:
‘Türkiye başta Arap ülkeleri olmak üzere Ortadoğu ve Avrupa’ya şişe suyu ve karo taşı satarak zengin olabilir!’
Şimdi ise maalesef şişe suyu firmalarımızın önemli bölümünü de, çimento fabrikalarımız gibi yabancı tekellere kaptırmış durumdayız.
*- KADIN SANATÇILAR DA…
Uluslararası İZARTİST Derneği, kadın sanatçıların görünürlüğünü artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla ‘ARAFTA: Kadının ve Sanatın Arada Kalmışlığı’ projesini hayata geçiriyor.
Proje, 6 Mart - 30 Nisan 2025 tarihleri arasında Konak Metro Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşacak.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününe atfen, sanatta da cinsiyet eşitliğini sorgulayan proje 15 Nisan Dünya Sanat gününü de içine alarak yapılacak.
Proje Koordinatörü Mona Muzo (Muzaffer Bektaş), projenin amacının kadın sanatçıların karşılaştığı engelleri tartışmak ve farkındalık yaratmak olduğunu belirtti.
Doğan Prepol’ün söyleşisinde öğrendiğime göre, Muzaffer Bektaş,
‘Sanatın sürdürülebilir kalkınma için kritik bir araç olduğuna inanıyoruz. Bu projeyle, sanatta kadın hakları, eşitlik ve çeşitlilik gibi evrensel değerleri ön plana çıkaracağız’ diyor.
Proje kapsamında, paneller, sergiler, eğitimler ve atölye çalışmaları düzenlenecek.
Kadın sanatçıların sanattaki temsil oranları, kadına yönelik şiddet ve eşitsizlik gibi konular ele alınacak.
Genç sanatçılar ile akademisyenler ve sanatseverler bir araya gelerek sanatsal bir diyalog ortamı yaratılacak.
‘ARAFTA’ projesi, sanatçılar, gençler, sanat izleyicileri, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları savunucuları gibi geniş bir kitleye hitap ediyor. Proje sonunda, kadın sanatçıların görünmezliğine dikkat çekilerek toplumda kalıcı bir farkındalık yaratılması ve toplumsal eşitlik bilincinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
*- SEKİZ KIZ ÖĞRENCİ
Büyük önem verdiğim projelerden birini paylaşmak istiyorum.
Nasıl, ‘Kim bir şehrimize bir çivi çakar, bir insanımıza iş imkanı yaratırsa, onu sırtımda taşırım, elini öperim’ diyorsam, aynı şekilde ‘Kim bir yavrumuzun eğitimini üstleniyorsa onu göklere çıkarırım’ diyorum.
Şimdi, yeni, Ege Otomotiv Derneği (EGOD), toplumsal cinsiyet eşitliğini ve mesleki eğitimi destekleyen projelerine bir yenisini ekleyerek, Şehit İdari Ataşe Çağlar Yücel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitim gören sekiz kız öğrenciye düzenli burs imkânı sağlamaya başladı.
Geçtiğimiz yıl EGOD tarafından oluşturulan Eğitim Fonu, bu yıl itibarıyla meslek lisesinde eğitim gören kız öğrencilerin desteklenmesine yönelik olarak devreye alındı.
Şehit İdari Ataşe Çağlar Yücel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Ali Candaş’ın katkılarıyla hayata geçirilen bu proje, kadınların meslek liselerinde daha fazla yer almasını teşvik etmeyi ve sektöre donanımlı bireyler kazandırmayı amaçlıyor.
Umarım bu projeler topluma yayılır.
*- HERKES ŞİKAYETÇİ
Bugün hangi işverenle konuşsak çalıştıracak eleman bulamamaktan şikâyet ediyor, diğer yanda iş arayıp bulamayan insanlar var.
Burada büyük bir çelişki var.
Asıl mesele, meslek liselerine yönelimin azalması.
Herkes beyaz yakalı olmak istiyor ya da çocuklarının beyaz yakalı olmasını hayal ediyor.
Oysa bugün bir oto boya ustası veya kaportacı, neredeyse bir cerrah kadar kazanç elde edebiliyor.
Meslek, altın bileziktir ve her zaman değerlidir.
Teknik eğitim gören gençlerimiz, geleceğin en büyük ihtiyacını karşılayan nitelikli çalışanlar olacaklar.
EGOD, meslek liselerine yönelik destek projelerine bir yenisini daha ekleyerek ortaokul seviyesindeki öğrencilerin aileleriyle bir araya gelecek sektör buluşmaları düzenlemeye hazırlanıyor.
Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile iş birliği içinde yürütülecek proje kapsamında, öğrenci velilerine sektörün ihtiyaçları anlatılacak ve meslek liselerinin sunduğu kariyer fırsatları aktarılacak.
*- ‘BAŞARILAR KADININ ESERİDİR’
Henüz dünya üzerinde yalnızca birkaç ülkenin kadınlara haklar tanıdığı bir dönemde, Atatürk 1923 yılında şunları söylüyordu:
‘Dünya yüzünde ne varsa, ne başarılmışsa, o kadının eseridir. Bir toplum, uygarlığı ve çağdaşlığı bu iki cinsten sadece birinden beklerse, yarıdan fazlası güçsüzlüğe mahkûm edilmiş demektir.
Bizim toplumsal başarısızlığımız, kadınlarımıza karşı kusurlu davranışımızdandır.
Yaşamak eylem demektir.
Bir toplumun yarısı eylemsiz kalırsa, orada sosyal hayat felç olur. İlerlememiz için ilim ve fen gerekli diyorsak, bunlara aynı derecede hem kadınlarımız hem erkeklerimiz sahip olmalıdırlar.’
*- ‘İNSANA YAKIŞIR İŞ’
Pamuk üretiminin çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir Türkiye vizyonuyla 11 yıldır çalışan İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (IPUD), Şanlıurfa’da ‘Sürdürülebilir Pamuk ve Çevre Zirvesi’ düzenledi.
UNICEF Türkiye Çocuk Hakları ve İş İlkeleri Program Yöneticisi Dilek Karagöz dünyada 2020 yılından bu yana çocuk işçiliğinde artış olduğunu belirterek, Türkiye’de her 100 çocuktan en az dördünün çocuk işçi olduğuna dikkati çekti.
Karagöz ‘UNICEF olarak uzun yıllardır kamu, sivil toplum ve özel sektör işbirliğinde çocuk işçiliğiyle mücadele ediyoruz. Çok yakında Çalışma Bakanlığı ile ortaklaşa bir projeye ile çocuk işçiliği ile mücadele ulusal programı ve eylem planını yenileyeceğiz, tüm sektörlerde çocuk işçiliğiyle mücadeleyi güçlendireceğiz’ dedi.









0 Yorum