Telefon
WhatsApp
Suçu dışarda arama, vakit kaybedersin

 Sadede gelelim; bu sabah İzzet Çapa'nın bir yazısının paylaşımında durakladım, yüzümdeki gülümseme ifadesini yakalayarak! Demek ki, aklın yolu bir! Ama doğru yolu seçenlerin sayısı yanlışlıklar komedyenlerinin arasında gani!!! 
**Bir yalancı, herkesi yalancı sanır. Bir hırsız, herkesin fırsat kolladığını düşünür. Bir onursuz, herkesi kendisi gibi omurgasız bilir. Bir arsız, herkesi hadsiz zanneder. Ve bir sâlih, herkesi kendi gibi görür; herkesi iyi niyetle okur, temiz bakar, temiz düşünür. Kim neyle meşgulse, herkesi onunla meşgul sanır. Kim neyi gizliyorsa, herkesi onunla suçlar. Çünkü insan, karşısındakini değil; içindeki dünyayı görür. Tıpkı, Mevlânâ'nın dediği gibi; ''Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendisi gibi bilir.*
      Yaa işte böyle Can-canlar! Aslında böyle paylaşımlar çok güzel oluyor, insanın kendini tekrar keşfetmesi gibi oluyor. Keşke böyle düşünenlerin sayısı çoğunlukta olsa diye derin bir iç geçirme çekiyorsunuz, 'ahh, ah!' diyerek üzüntüyle...yanıldıklarını, yanlış kişinin ardına takıldıklarını, yanlış diskurların hakikat olduğunu sananların sayıları bir azalsa, belki anlaşma sağlanabilecek, belki hoşgörü yeniden tesis edilecek, ama nerdeeee??? Rahatlıkla ulaşabildiğini düşüncesiyle, aklına müracaat etmeden karar verip, birilerinin peşine takılıp gitmek varken, araştırıp, eleştirip doğru yolu bulmaya lüzum görmeyenler var ya; 'hıyarın arkasından tuzla koşanlar' tabir ettiğimiz, bunlar ezici çoğunluğa eriştikleri an itibariyle, de sen akıllı düşünden ne, çarpık düşünsen ne olur??? 20 küsur yıldır, bunun her gün tatbikatını yaşıyoruz! Tiyatroyu oynayan, sahneye koyan, yazan aynı, bedavacılar çoktan yerlerini kapmışlar, adeta kapalı gişe oynanıyor oyun. Bütün rant getiren öz varlıkların, fabrikaların satılmış. Yasaklanarak, tarım engellenmiş. Yandaş zümre gittikçe varlık içinde yüzerken, fakirleştirilmiş halk, pazar yerlerinden topladığı çöpleri evine yiyecek olarak taşıyorsa, memurlar, öğretmenler ve daha bir çok kamu çalışanı yoksulluk sınırını aşıp, açlıkla savaşırken, camilerde, din ile bağdaşmış işlerde çalışanlar imamlar, hocalar gözetilmişler sınıfındaysa, sana, bana söylenecek söz kaldı mı? Esasında var, hem de ezelden beri vardı: neden bu yönetimi kabullenmekte ısrarcı oldunuz??? Bunlar hazır kalıplardı bu hale düşürülmemiz için! Göz göre göre fakirleştirildik, uyutulduk, zehirlendik...sesimiz duyuruldu mu?? Duymadılar herhalde ki, tınmıyorlar! Ve sen hala bizi bu durumlara düşürenleri baş tacı edebiliyorsan, suçu onlarda veyas dışarda arama, ufacık çocuk gibi. Suçlu sensin. YANİ BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARIYIZ! Suçu dışarda arama, vakit kaybedersin. Evvela içindeki çürükleri temizle...
     Geç kaldık diyor gibi ifadeler görüyorum yüzlerde! Aslında hiç bir şey için vakit tamamen dolmuş değildir. Yeter ki, onların 
yıllardır, bu düzeni kurmak için örgütlendiği gibi bizler de, etrafımızı toparlayarak, doğru yolu bulalım...Dönekleri, ilelebet ayıklayalım, soysuzların üzerini çizebilelim, sadece, gençler olarak, Atatürk'ün bir zamanlar emanet ettiği bu güzel vatanı, geç kalınmışlıkları da düzelterek tekrardan rayına oturtup, torunlarımıza emanet edebilelim...hatalarımızla, günahlarımızla zaman aleyhimize çalıştı. Şimdi bunun hesaplaşmasıyla vakit kaybetmeyelim, toparlanıp, ATATÜRK evlatları olarak, bu güzel vatana sahip çıkalım...
Allah, insanı bir kere sınar zannediyorum. Bize bir ATATÜRK nasip ederek, kurtarıcı olarak göndermiş. İkincisini beklemek hayalperestlik olur...Kendisi olmasa da, öğütlerini, muhafaza ve müdafaa etmek için gösterdiği yoldan gitmek kafidir gibime geliyor...o kadar canımız yanıyor ki!! Bu yangını söndürmek için hep beraber el ele verelim, bütünleşelim, aynı amaçla, aynı kurtuluş marşını söyleyelim...Nilüfer Aydur yazmış;
Bir iki dörtlük paylaşayım;

***Ey yüksek dağlarına küs vatan 
    Ey kefen makamında örselenmiş bayrak,
Benim olmanı isterdim, dirilmiş sabahlarımda;
Yüreğimiz dağlarından ruhumu dalgalandırarak.

Sen, kalpten kalbe atar damarları tıkanmış, 
Sen, solucan ruhlu kötürüm insan;
Bugün kalk ayağa ve yürü damarlarından...*

Ne demişti ATATÜRK NUTUK 'ta:
''Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur...''

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği