Telefon
WhatsApp
'ZEKİ MÜREN İLE EVİNDE BULUŞTUĞUMUZDA!...'

*- EVİNE DAVET ETTİ

 

1986 yılıydı…

Zeki Müren’in daha doğrusu Bodrum Paşası’nın evi, Halikarnas Moteli geçtikten sonra biraz ileride idi.

Bu ev, tepeden lacivert denize bakardı ve yeşillikler arasında idi.

Bahçesi ve içi, ince bir zevk ile döşenmiş olan bu tipik Bodrum evinde, Zeki Müren aşçısı, hizmetçisi ve şoförü ile asude bir yaşam sürerdi. Telefonla kendisinden randevu almak için gazetemden aradığımda, hayretler içinde kaldım ki, “Yaşar beyciğim ben sizi yazılarınızdan tanıyorum. Memnuniyetle sizinle keyifli bir tefrika yapabiliriz “ demişti..

Ardından beni, önce evine davet etti.

Böylece Bodrum’a varınca kapısını çaldım, son derece kibar birisi olan Zeki Müren evini bana açtı…

 

*- YANAKLARINDAN ÖPTÜM

 

Tam burada içim acıyarak itiraf etmeliyim, uzun yıllar sonra 20 Eylül 2006 tarihinde foto muhabirim merhum Mehmet Ali Varış ile Zeki Müren ölmüş olduğu için artık bir müze haline getirilmiş aynı evin kapısından içeri adım attığımda gözlerimin ıslanmasına mani olamamıştım.

İçeri girdim ve duvardaki büyük boy Zeki Müren fotoğrafının yanak kısmına uzandım, öptüm..

 

*- SEYFİ BAR BULUŞMASI

 

1986 yılında Haziranın ortasındaydık.. Zeki Müren ile evinde buluştuğumuzda röportajımızın ilk önemli uzun bölümlerini tamamladıktan sonra, röportaja devem etmek için beni akşam Seyfi Bar’a davet etti.

 

Bahar ve yaz aylarında hemen her gün hava kararmadan önce, Bodrum çarşının ana caddesi üzerindeki Seyfi Bar’daki en güzel masa özenle hazırlanırdı.

Hiç değişmeyen aynı kalan bir masaydı bu.

Üzerindeki vazo içine en canlı çiçeklerden bir buket özenle yerleştirilirdi. Masa gecenin ilk saatlerinden itibaren boş olarak Bodrum Paşası’nı özenle beklerdi.

Saat: 22.00 civarında Zeki Müren, Seyfi Bar’a gelir ve masasına otururdu.

Artık çevresinde büyük bir hareketlenme başlamıştır.

Barın önünden açık havada gelip geçen binlerce kişi gece boyunca sevgi ile 3 metre ötelerindeki Bodrum Paşası’nı izler. Çoğu masaya yanaşıp onunla fotoğraf çektirirlerdi.

Böylece, gerçekte İmam Hatip mezunu bir öğretmen olan akşam fotoğrafçısı da yolunu bulurdu.

Bir sevgi halkasıdır bu. Gecenin geç saatlerine kadar sürüp giderdi.

“Sevgili Okuyucularım burada, sevgili Yaşar Aksoy’un bu güzel anlatımına bir ekleme yapayım:

Paşam Zeki Müren’in son yıllarında, fotoğrafçılığını Akhisar’dan tanıdığın fotoğrafçı İsmail Taşgök yapıyordu. İsmail Taşgök, 30 yılı aşkın bir süre önce Bodrum’a yerleşmiş ve geçimini bir noktada Zeki Müren’in hayranlarıyla çektiği fotoğraflarla kazanıyordu. İsmail görüntüyü nereden ve nasıl alacağını bilen usta bir fotoğrafçıydı. Biraz sonra nedenini anlayacağınız bir Manolya Bahçesi anlatımımda anlayacaksınız.’

 

*- MANOLYA MOTORUYLA

 

Sabahtan itibaren ise, saat 11.00 dolaylarında uyanan Zeki Müren, Manolya isimli özel motoruyla denizden ulaştığı Bardakçı Koyu’nda tüm gününü ya güneş altında, ya da gölgede geçirirdi.

Mitolojideki Salmakis Efsanesi’nin geçtiği yer olan Bardakçı Koyu’nda Paşanın çevresi yine hayran halkalarıyla dolup boşalırdı.

Akşamüstü ise yine motorla evine döner, birkaç saat dinlenir ve Seyfi Bar’a gitmek için hazırlanırdı..

Böylece, artık Paşamızın Bodrum gecesi başlardı…’

Burada ben de bir ekleme yapayım:

‘Bodrum’un Paşası’ lakabını da taktığım ‘Aile Dostum’ Zeki Müren, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın, Basmane semtindeki ‘Dokuz Eylül’ kapısından girişin sağ tarafındaki büyük aile bahçesinin isim babası idi.

Buraya ‘Manolya’ adını verdiği ‘Aile Bahçesi’nde sahne alır, binlerce kişinin huzuruna çıkardı.

Manolya’da sahneye çıkmadan önce, kulis tarafındaki bahçesinde çam ağacının altındaki masasında resim çizerdi. Bazı eskizler yapardı.

Bu arada benden, yani Yaşar Eyice’den de şu ricada bulunurdu;

‘Yaşarcığım, meslektaşlarına söyle, ikinci şarkımda, şu nakaratı söylerken, sahneye çıksınlar, sağ tarafımdan poz vereceğim, buna göre yerlerini alsınlar. Kendileri için üç dakika sahnede kalma süreleri var. Aksi takdirde, beni görmeye ve dinlemeye gelenlere ayıp olur.’

Ne kadar foto muhabiri varsa bu kurala uyar, aradan bir ikisi uymamaya kalkarsa, iki saniye içinde kendilerini aşağıda bulurlardı.

Çünkü Zeki Müren belirttiği gibi, para ödeyerek kendisini görmeye gelenlere büyük saygı ve hürmet gösteriyor, önünde kalabalık istemiyordu.

Şarkının bu fotoğraf çekme sırasında, Zeki Müren kendine has uslubuyla şakalar yapıyor, yüzlerce seyirciyi kahkahaya boğuyordu.

Burada yazdıklarımı sanıyorum bilen ancak birkaç kişi ya çıkar, ya çıkmaz.. (Y.E).

Şimdi sözü yine sevgili meslektaş ve adaşım İzmirli Yaşar Aksoy’a vereyim:

 

*- BODRUM’UN İLK PLAJI

 

Zeki Müren’in, halka iç içe olmak için akşamları Seyfi Bar’a gittiğini tahmin etmiştim. Ama mayolu, çoluk çocuk ailelerin gün boyu güneşlendiği Bardakçı Koyu’na neden her gün aynı saatlerde gittiğini ise çözememiştim…

Bunu kimse bilmiyordu, daha doğrusu bu koyun mitolojideki gizemli yerini bilen, okuyan hiç olmamıştı.

Bunun sebebini ona mutlaka sormalıydım.

Böylece bu röportajım, akşam boyunca Seyfi Bar’ın hafif canlı müzik nağmeleri arasında gerçekleşti…’

“Burada yine usta yazar Yaşar Aksoy’un sözünü balla kesip, hemen yakında, Bardakçı’da, ağaçların altında Zeki Müren için ayrılmış özel masaya gidelim.

Hemen önünde sahilde denize girenleri ve denizi seyrederken, sohbetimizi sürdürüyorduk. Genç bir balıkçı elinde ‘Müren Balığı’ ile geldi. İlk kez görmüştüm. Zeki Müren, bana, ‘Bu Müren Balığı’ deyince, şaka yapıyor sandım. O an balıkçı gencin elindeki balığa kendi ismini, soyadını verdiğini düşündüm. Meğer gerçekmiş, ben yanılmışım. ‘Bu Müren Balığı zehirlidir’ demiş ve bir keresinde yüzerken karşılaştığı anı anlatmıştı.

Merakla dinlediğimi görünce de, şunları söylemişti:

‘Müren balığı, bilimsel adıyla Muraena helena, Akdeniz ve Atlantik Okyanuslarında yaşayan bir balık türü olarak biliniyor.

 Uzun ve yılan balığı şeklinde vücut yapısına sahip olup, genellikle kayalıklarda veya mercan resiflerinde bulunduğu biliniyor.

Yaklaşık 80-130 cm uzunluğunda olabilir, ancak bazı örnekler 1,5 metre kadar uzayabilir.

Bu balıklar, etobur bir beslenme alışkanlığına sahip olup, genellikle yengeçler, ahtapotlar ve küçük balıklar ile beslenirler.

Müren balıklarının zehirli olmadığını söyleyenler de bulunuyor. Ancak ısırdıklarını ve enfeksiyonlara yol açtığını da söyleyebilirim…’

Zeki Müren, soyadını taşıyan bu balık hakkında birçok rivayetleri de anlattı.

Şaşırmış kalmıştım.

Bir dolunay akşamı yine burada geç saate kadar kalmıştık. Hiç unutmuyorum, ‘Yakamoz’ olmuştu, denizin üzerinde Karaada yönüne doğru. Yakamoz ile öyle ilginç bilgiler verdi ki, bir gün anlatırım, şaşmamak elde değildi.

İşte Zeki Müren bir noktada buydu, bana göre de, adaşım Yaşar Aksoy’un yazdıklarından öğrendiğimize göre…”

Şimdi Yaşar Aksoy’un yazısını okumaya devam edelim:

 

*- SALMAKİS KOYU EFSANESİ

 

‘Son derece kibar bir kişi olan Zeki Müren, nedense beni sevmiş veya çok önemli bir yazar sandığı için daha aşırı biçimde bana iltifat ederek sorularımı büyük bir nezaketle yanıtladı.

Hayatımda bana kimse sürekli ‘Beyefendi’ dememişti, ama Bodrum’un Paşası içtenlikle bana ‘Beyefendi’ diyordu.

Böylece bardakçı Koyu sorumu sordum ve banttaki yanıtları çözdüm:

- Efendim, her gün Bardakçı Koyu’na gitmenizin özel bir sebebi var mı, Bodrum limanına en yakın koy olmasından mı, motorla oraya hep gidiyorsunuz?

- Ahh Yaşar beyefendiciğim, bunun tabii ki özel sebebi var. Siz okuryazar birisiniz. Bardakçı Koyu’nun ve onun mitolojideki ismini ve efsanesini her halde biliyorsunuz?

- Hayır, bilmiyorum efendim!

- İşte ben beyefendicim, bilmediniz o şey yüzünden, her gün oraya gitmeyi kendime vazife bildim.

- O şey nedir Paşam?..

- Efendim, o şeyi, yani efsaneyi, ben Halikarnas Balıkçısı’nın kitabından öğrendim.

- O efsane, nedir Paşam?

- Beyefendiciğim.. Bakın Cevat Şakir beyimizin daima yanımda taşıdığım kitabında ne yazıyor, aynen size okuyayım, ya da siz alın okuyun, altı kırmızı çizgili cümleleri…

 

*- MENŞEİ BODRUM

Şöyle diyor Cevat beyimiz:

‘Günümüzde bazı kimseler 15 ya da 20 yaşına kadar erkek olarak gelir,  ama o yaşlardan sonra gövdesinde baş gösteren kimi değişiklikler dolayısıyla yapılan cerrahi ameliyatla cinsini değiştirerek kadın olduğu görülüyor.

Bunun aksine kimi kadınlar da yine ameliyatla erkek oluveriyor.

Bu çeşit insanlar kimi kez hem erkek, hem kadın oluyorlar ama cinslerinin biri, ötekinden güçsüz kalıyor.

Türkçede erselik (hünsa) batı dillerinde ise Hermaphodite dinilen durum ortaya çıkıyor.

Gerçekte Hermphodite sözü, Bodrum’dan yani eski Halikarnas’tan çıkmadır.

 

*- EFSANE DESTANLARDA YER ALDI

 

Bodrum’un hemen yanında, deniz kıyısında eskiden Salmakis denilen ama bugün Bardakçı adıyla anılan bir tatlı su kaynağı vardır.

Bu su, 200-300 metre genişlindeki plaja iki adım kala bir kaynaktan denize akar.

Bardakçı Koyu, Salmakis Efsanesi’nin doğduğu ünlü bir yerdir.

Bu efsane, Antik çağ tarihçilerinin kitaplarında, eski Latin ozanı Ovidius’un Metamorfozları’nda ve Shakespeare’nin ‘Venüs ile Adonis’ ismli destanında geçen efsanedir.

Efsaneye göre, Tanrı Hermes ile Tanrıça Afrodit’in sevişmesinden erkek güzeli Hermafroditos doğdu.

 

*- PERİ KIZININ AŞKI

 

Bu genç 15 yaşına gelince Halikarnassos kentine geldi.

Ve şimdiki Bardakçı koyunun bulunduğu yerde bulunan gökten inme küçük bir tanrısal gölde yüzmeye başladı.

Kendisini gözleyen Peri Kızı Salmakis, bu güzel oğlana aşık oldu ve oğlan suda yüzerken üzerine atlayarak onunla birleşti. Kız, oğlanı elinden kaçırmamak için birleşme anında Tanrılara yalvararak, ebedi birleşmeyi istedi. Tanrılar, bu yakarışı kabul ettiler. Kızla oğlanın gövdeleri tek bir gövde olarak yeniden şekillendi. Ne dişi, ne erkek, ama hem dişi, hem erkek bir canlı ortaya çıktı.

Aksine, hem kızdan, hem oğlandan çok daha güzel bir yaratıktı bu. Batıda hünsa (erse) anlamına gelen Hermafrodit sözü, işte Bodrum’un Bardakçı Koyu’ndan kaynaklanmaktadır’…

 

*- ZEKİ MÜREN’I ÇEKEN MIKNATIS

 

- Müthiş bir mitolojik bilgi bu sayın Paşam…

 Ben şimdi Bardakçı koyunun gizemine vakıf oluyorum

- Evet Yaşar beyefendiciğim…

İşte bu yüzden ben Bardakçı Koyu’ndayım, bu yüzen Bodrum’dayım.

Bir mıknatıs beni çekiyor buraya…

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı merhuma rahmetler yağsın, bu konuda beni aydınlattığı için...

Nur içinde yatsın…

- Aynen Paşam…

 

*-  BODRUM HAYRANLIĞI

 

Zeki Müren’in bu anlatımı karşısında küçük dilimi yutacaktım…

Ben onun anlatımıyla Bardakçı Koyu gizemini çözmüştüm…

İnanın, hayatımda gördüğüm en donanımlı, her şeyden haberli Zeki Müren kadar, çok az kişi tanıdım.

Sorularıma devam ettim:

- Demek ki Paşam, Bardakçı Koyu’na olağanüstü vurgunsunuz?

- Evet.. Burada her köşeyi ayrı ayrı severim.

Antik Tiyatro’da oyunları izlerken veya Bardakçı’da yüzerken, oralarda binlerce yıl önce gelip geçenleri yaşayarak ve duygulanarak hissediyorum.

Hatta gözlerim doluyor, tüylerim diken diken oluyor.

Hele şu Bardakçı’daki Salmakis Çeşmesi’ni bilirsiniz.

Mitolojik durumunu inceledim ve tanımaya çalıştım, onu çok sevdim.

Her gün yarı yaşantım, bu efsanenin geçtiği yerin koynunda geçer efendim.

Salmakis Koyu’nda büyük huzur ve zevk duyuyorum efendim..’

 

*- HALİKARNAS BALIKÇISI SEVGİSİ

 

Paşama, Cevat Şakir hakkındaki görüşlerini de sordum:

‘… Her şeyi ondan öğrendik!

Burayı, Bodrum’u ilk duyuran, ilk tanıtan, cennet mekan büyük üstadımızı rahmetle anmak isterim…

Gümbet tepesindeki kabrini hayır duaları ederek hep ziyaret ederim. Vallahi elime geçen bütün kitaplarını okudum.

Bunun için bahtiyarım efendim…

Biz, onun ektiği palmiyelerin bir yaprağı bile olamayız efendim.

Çok büyük insanmış.

Ne yazık ki tanışma şerefine nail olamadım.

Aynı masada oturup onun kültüründen istifade edebilmek için ömrümün yarısını verirdim.

Cevat Şakir burayı yaratmış, biz ne yazık ki hazıra konduk…’

SONUÇ:

Rahmetle Halikarnas Balıkçısı…

Rahmetle Bodrum’un Paşası Zeki Müren…

Huzurla uyuyun…

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği