Telefon
WhatsApp
ZOR ALBAY OLMUŞTU

*- ANLATACAKLARI VAR

 

Gazeteci- Araştırmacı Yazar, sevgili Şadıman Şenbalkan’ın, son zamanlarda ‘Anlatacak Çok Şey Var Ama!’, ‘Surete Aşktan Doğan Gerçek Aşk’, ‘Osmanlıdan Günümüze Türkiye’de Feminiz ve Sanat’ başlıklı eserlerini okumuştum.

Şimdi;

2000 yılında, Türkiye’nin en önemli ve etkili gazetesindeki köşesinde yazdığı öyküleri kitaplaştırdı Şadıman Şenbalkan…

Belirttiği gibi edebiyatımızın temel taşıdır öyküler.

Birikim, olgunluk ve alt kültür ister.

Yazmak paylaşmaktır bir nevi ama doğru paylaşım önemlidir, tabii ki bu arada öğretim.

Şadıman gibi, dolu dolu yazan akıl ve dil ile geleceğe yatırım yapar.

Maalesef gerçek entelektüel ve yarı aydın olmayan yazarlar o kadar azaldı ki, bu konuyu arada eleştiriyorum.

Neyse ki, az da olsa varlar ve kitapları hep olacak.

Instigram ya da Facebook ta beğeni sarhoşu olanları geçiyorum.

‘Zira biliriz ki edebiyat edeptir ve edep insanın en güzel hasletlerinden biridir.’ Diyen Sevgili Şadıman’ın belirttiğim son eserinin adı:

‘Madalyonun Öbür Yüzü- KADINA ŞİDDET’…

 

*- MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ

 

‘Madalyonun Öbür Yüzü- KADINA ŞİDDET’ başlıkla eseri Gazeteci- Yazar Şadıman Şenbalkan’ın ifadesiyle, doğan on birinci çocuğu!

Bu kitapta; önce çareler ve çare olabilecek argümanlar var...

Bu eserde; önemli bir yara, hatta kanayan bir yara ve hepimizi ilgilendiren birçok olaylar silsilesi ele alınmış.

Üstelik Hayrullah Ersöz’ün, güzel deyişleri, şiirlerin de var…

Hayrullah Ersöz’ün ‘Mercan Dede’si, yani şahsının klasiğini de görüyor, hissediyoruz Sevgili Şadıman’ın eserinde…

Şadıman Şenbalkan şöyle diyor:

‘Toplumda, ekseriyetle kadına ve güçsüze şiddet var… Bizler, her türlü şiddete karşıyız!’

Evet ‘Karşıyız!’

Şadıman Şenbalkan da, birçok emekçimiz gibi şöyle diyor:

‘Yılbaşı bileti yerine, yetim ve fakir çocuklara bot, mont alın. PİYANGO bu çocuklara vursun…’

 

*- SÜPERLERİMİZ

 

Geçenlerde, halkın ‘Süper Vali’ adını taktığı değerimiz Vali Recep Yazıcıoğlu’ndan söz etmiş, tebdili kıyafet ile gittiği Nazilli’de bir başhekimi anında görevinden aldığını, nedenleriyle yazmıştım.

Bugün tanıttığım ‘Süper yazar’ Şadıman Şenbalkan ve eserinden sonra, şimdi de yine bir ‘süperimiz’, ‘Süper Askerimiz- Albay Orkun Özeller’den söz edeceğim…

Bir türlü hazmedemediğim, Kuzey Irak'ta ABD askerlerince Türk askerlerinin başlarına çuval geçirildiği utanç verici günden sadece 8 gün sonra, 12 Temmuz 2003 Saat 22.30'da Kosova Prizren'de, ‘Kosova Barış Gücünde’ görevli Türk Yüzbaşı Orkun Özeller çarşıda dolaşırken, İnzibat olarak görevli Alman askerleri, tanıdıkları halde Türk Yüzbaşıyı durdururlar.

Yüzbaşı Orkun Özeller’in kimliğini görmelerine rağmen itekleyip küfür ederek silahını teslim etmesini isterler.

Yüzbaşı Özeller reddeder ve Türk askeri silahını vermez ve Alman askerine tokat atar…

4 Alman askeri ellerindeki coplarla Yüzbaşımıza saldırınca çevredeki Kosovalılar Türk Yüzbaşıyı savunup Alman askerlerini Prizren sokaklarında kovalar.

4 Alman, sonunda kiliseye sığınmak zorunda kalır.

Kosovalılar meydanı ‘Türkiye sloganlarıyla’ inletirler...

Aradan 14 yıl geçer...

 

*- MEDYAYI KONU OLMUŞTU

 

10 Mayıs 2017 Saat:19.15  İncirlik ABD üssü..

Türk-Amerikan işbirliği adına ABD'li Albay Kevin Leahy, teröristlerle başarılı mücadelesinden dolayı madalya ve plaket vermek üzere düzenlenen resmi törende, Türk Ordusu adına Albay Orkun Özeller'i kürsüye çağırır.

Kürsüye çıkan Başbuğ Atatürk'ün askeri Orkun Özeller, ‘Bize ödülü vermek isteyen sizler terörist YPG ile işbirliği içinde olanlarsınız.

Bu ödülü kabul etmek onursuzluktur!

Bu onursuzluğu ve ödülü reddediyorum!’ diyerek kürsüden iner ve töreni terkeder

Salondaki ABD'li ve diğer Türk yetkililer şok içindedirler ve ortam buz kesmiştir.

 

*- AYNI ASKER

 

ABD'lilere kendi üstlerinde bu şoku yaşatan Albay Orkun Özeller,

14 yıl önce Kosova Prizren'de Alman askerlerine üniformasının onurunu çiğnetmeyen o Yüzbaşı'dır aynı zamanda.

14 yılda yüzbaşılıktan Albaylığa zor terfi eden Generalliği de daha fazlasını da hakeden Albay Orkun Özeller’e halkımız hep sahip çıkıyor.

Türk'ün askeri, gönlümüzdeki asker böyle olmalıdır.

Türk askerinin basireti, cesareti, gururu ile gururlanacağı Orkun Özeller Albayımız gururumuzdur.

Var olsun…

 

*- ÜÇ NAL'A GELEN

 

Şinasi Beray, 1946 yılında, babasından kalma evin alt katındaki ahırı temizleyip meyhaneye çevirir.

Ahırdan bozma olduğu için adını ‘Üç Nal Meyhanesi’ koyar.

Kapısı da kovboy filmlerindeki gibi kanatlıdır.

Mekânın müdavimleri, Ankara Lisesinden sınıf arkadaşı Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı, Melih Cevdet Anday, Sebahattin Eyüboğlu, Can Yücel gibi Türk Edebiyatının dev isimleridir.

Karikatürist Ratip Tahir Burak, veresiye defterine bir karikatür çizer ve üzerine, ‘İş dördüncü nalla bir ata kaldı, bir de meydana’ yazar.

Bunu gören Orhan Veli, hemen altına, ‘Üç Nal'a gelen, dört nala gider’ diye ekler.

 

*- BELEDİYENİN ÇUKURU

 

İşte bu, Şair Orhan Veli, 10 Kasım 1950 günü Üç Nal Meyhanesinden çıkar, giderken belediyenin açmış olduğu bir çukura düşer ancak bu olayı önemsemez.

14 Kasımda bir arkadaşının evinde öğlen yemeği yerken fenalaşır.

 Cerrahpaşa Hastanesinde yanlış teşhisle, ‘Alkol zehirlenmesi’ tedavisi uygulanır.

Gece yarısına doğru öldüğünde henüz 36 yaşındadır.

15 Kasım günü çıkan gazetelerde ve Ankara ve İstanbul radyolarının yanı sıra BBC, Amerikanın Sesi, Paris ve Roma radyolarında aynı anda Şair Orhan Veli'nin ‘Alkol zehirlenmesinden’ öldüğü tüm dünyaya duyurulur.

 

*- DİKKATLİ SAVCI

 

İstanbul Savcı Yardımcısı Cahit Türesel bu ölüm nedenini şüpheli bulup otopsi yaptırır.

Otopside ölüm nedeninin alkol zehirlenmesi değil ‘Beyin Kanaması’ olduğu saptanır.

Bu kanama da Ankara'da dört gün önce belediye çukuruna düştüğünde başını çarpmasından kaynaklıdır.

Cebinden 30 kuruş para ile birlikte bir şiir çıkar:

‘İstanbul'dan ayva da gelir, nar gelir,

Döndüm baktım, bir edalı yar gelir

Gelir desen dar gelir

Günaşırı alacaklılar gelir.

Anam anam,

Dayanamam, bu iş bana zor gelir.’

 

*- YARDIM KAMPANYASI

 

Naaşı, ‘Tarifsiz kederler içinde/Rumeli Hisarında oturmuş/Bir fakir Orhan Veli’ olarak, Tevfik Fikret’in, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tezer Özlü ve Attila İlhan’ın da yattığı Rumeli Hisarındaki Aşiyan mezarlığına defnedilir.

Mezarı için bir yardım kampanyası açılır.

Mezar projesini 'hayatının en acı projesi' olarak Abidin Dino çizer.

Mimar Nevzat Kemal uygular.

Pembe renkli mezar taşını da Prof. Emin Barın yazar:

‘ORHAN VELİ

1914-1950

*-

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği